28 Eylül 2012 Cuma

Lor Peynirli Tatlı


Hamuru İçin:

1 çay bardağı eritilmiş yağ ya da sıvı yağ
1 çay bardağı hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu
Yarım kg lor peyniri
3 çorba kaşığı un
2 paket vanilya
3 adet yumurta
Yeterince irmik

Şerbeti İçin:
4.5 su bardağı şeker
4 su bardağı su
Yarım limon suyu

Yapılışı: Önce peynir, yumurta ve yağı birlikte yoğrulur. Daha sonra un, kabartma tozun, vanilya ve hindistan cevizin de eklenerek yoğurmaya devam edilir. Son olarak irmik de ilave edilerek, ele yapışmayan kıvamda bir hamur haline getirilir. Küçük parçalar koparılarak şekil verilir ve yağlanmış tepsiye yerleştirilip, fırına verilir.
Bu arada şerbeti kaynatılır. Şeker ve sıcak suy birlikte 5 dk kaynatıldıktan sonra limon suyunu da eklenerek ocağın altı kapatılır. Şerbet de tatlı da sıcak olmalıdır. Fırın kapatıldıktan sonra tatlılar 5 dk fırında bekletilip, şerbetini iyice emmesini sağlanır. Üzeri de hindistan cevizi ile süslenir.



more »

20 Eylül 2012 Perşembe

Acımak/Stefan Zweig


 Yabancı klasiklerin arasında ismi pek duyulmamış olması, beni biraz üzdü; çünkü benim için klasikler arasında ilk sıraya geçti. Çok beğenerek okudum ve özenle muhafaza ediyorum.

   Uzun yıllar hafızamdan silinmeyecek kadar güçlü ve canlı bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Kahramanlar, kitap sayfalarında hapsolmamışlar, soluklarını hissedebiliyorum.

   Edith nasıl bir karakter ki, yüreğini çıkarıp eline koymuş; sakatlığı, duyguları, yaşama bakışı, acısı, vazgeçisi...

   Hofmiller, tam bir yaşanmışlığı barındırıyor; acıma, nefret, idare, vicdan, korku, şaşkınlık...

   Kekesfalva, İlona, doktor ile karısı, hatta albay... Her birine tek tek değinmek yerine, sizi onlarla tanışmaya davet ediyorum.

          
   

  




         
  






more »

Gülistan/Sadî-î Şirazî


  Bu kitapla ilgili yorum yazmıyorum. Alıntılar, yeterince konuşacaktır.

"İki şey hafifliktir: Birisi konuşulacağı ve söylenileceği vakit susmak diğeri de susmak icap ettiği zaman söz söylemek."

"Nice süratli koşan atlar, yarı yolda kaldılar. Fakat topal eşek ulaşacağı yere vardı. Yine bunun gibi nice sağlam insanlar ölüp topraklara gömüldüler, fakat yaralı ölmedi, yaşadı."

"Akıllı insan, şaka ile söylenen sözden bile ders alır ve istifade eder, bir hisse kapar. Cahile yüz kez dahiyane söz söylesen kulağına girmez, ona vız gelir, masal sanır."

"İnsan dua zamanı duasını yapmalı, kerem zamanı da eli cebina gitmeli. Aksi taktirde dua etmenin, göklere el açıp kaldırmanın, yalvarıp yakarmanın ne faydası var?"

"Çelik kollu birisiyle pençeleşen kendisinin gümüş gibi narin bileğini incitmiş olur. Zamanını bekle. Felek o zalimin elini, kolunu bağladığı gün sen de istediğin gibi onun beynini oyar, çıkarırsın."

"Edepsiz ve terbiyesiz insanlar içinde akıllı bir zatın sözüne ehemmiyet verilmezse şaşma."

"Yiyen ve yediren cömert bir insan, oruç tutup da kimseye bir şey vermeyen kuldan daha iyidir."

 

 

more »

10 Eylül 2012 Pazartesi

Tarçınlı Kurabiye



       Malzemeler:
      1 paket margarin( tereyağ olabilir, birazı sıvı yağ olabilir.)
      1 fincan pudra şekeri
      1 fincan, küçük parçalara ayrılmış ceviz
      1 paket kabartma tozu
      10 fincan un
      Yapılışı:
      Margarini(oda sıcaklığında) şekerle karıştırıp, unu, kabartma tozunu ve en son cevizi ekleyerek hamuru yoğuruyoruz. Orta kıvamda bir hamur hâline geldikten sonra tırtıl şeklini veriyoruz.
    Şekilleri verilmiş kurabiyeleri biraz dinlendirdikten sonra sıcak fırına pişmek üzere yerleştiriyoruz.
     Fırından çıkan kurabiyeler soğumadan, karıştırmış olduğumuz eşit miktarda pudra şekeri ve tarçın karışımını üzerine ekliyor, süslememizi tamamlıyoruz.
     Özellikle çayın yanında yemek için ağızda dağılan bu süper lezzete hayır diyebileceğimizi hiç sanmıyorum.
more »

6 Eylül 2012 Perşembe

Damla Çikolatalı Kurabiye


      Malzemeler:
      1 paket tereyağı olabilir
      2 yumurta
      1 su bardağı şeker
      1 su bardağı damla çikolata
      1 paket vanilya
      1 paket kabartma tozu
     Alabildiği kadar un       

       Yapılışı:
     Yumurta ve şeker karıştırılır. Şeker eridikten sonra margarin, vanilya ve kabartma tozu eklenir. Un da ilave edilerek hamur yoğrulur. En sonunda damla çikolataların yarısı da hamura karıştırılarak istenilen şekil verilir.
     Kalan yarım bardak damla çikolatalarla, şekilleri verilmiş kurabiyelerin üzerine hafifçe bastırılarak süslenir.
     Kurabiyelerimiz pişmeye hazır.




 
      




more »

5 Eylül 2012 Çarşamba

Semizotundaki Omega_3


     Sadece salatalarda ve yemeğini yaparak kullandığımız semizotunun besin değerlerini öğrendikten sonra, ona daha çok yer vermeye çalışıyoruz. Öncelikle pişirerek yemek yapmaktan vazgeçtik; çünkü pişerken besin değerini de büyük oranda kaybettiğini öğrendik.

     Balıktaki omega-3'ten yararlanmak adına, çok sevmesem de tüketimine önem veriyorum. Büyük bir keyif aldığım söylenemez o günkü yemek menüsünden; bu yüzden semizotundan fazla fazla yararlanıyorum. Özellikle sabah kahvaltılarında, yemek aralarında çiğ olarak tüketmeye bayılıyorum.

     Omega-3, vücut tarafından üretilmediği için mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor. Hücrelerin sağlıklı çalışabilmesi için de vücudumuzun bu yağ asitlerine olan ihtiyacını göz ardı etmemeliyiz.

 



more »

4 Eylül 2012 Salı

Adaçayının Faydaları


      Alışkanlıklardan vazgeçmek, her zaman çok zor gelir. Kahvaltıdan başlarız çaylarımızı yudumlamaya. Akşama kadar devam eder bu alışkanlık. Akşam da başka bir çay faslı başlar. Aralara biraz da kahve keyifleri girer. Ama bitki çaylarına hiç yer veremeyiz koskoca bir gün içerisinde. Haftada birkaç fincan da adaçayına yer versek, nasıl zindelik gelecek vücudumuza. Tadının hiç de kötü olmadığını göreceğiz, eğer bir şans verirsek adaçayına.

      Sallama adaçaylarından bir tanesini daldırıyoruz, sıcak su dolu bir bardağa. 5 dk. beklettikten sonra, poşet çayımızı çıkarıp, içerisine bir çay kaşığı zencefil, bir çay kaşığı da balı ekliyoruz. İşte direncimizi arttıracak çayımız, yudumlanmaya hazır. Düzenli olarak haftada 2-3 fincan zencefilli adaçayımızdan içebilirsek, hem kendimizi daha dirençli hissedeceğiz, hem de hava değişiklikleri bizi çok fazla sarsamayacaktır.






 

more »

3 Eylül 2012 Pazartesi

Diş Eti Kanaması


     Ağız kokusuna iyi geldiğini bilerek, zaman zaman kullanırız kuru karanfili. Onun dışında da mutfaklarımızda bazı tatlılar, kurabiyeler dışında çok yer vermiyoruz; hakkında bilgiye sahip olmamamızdan kaynaklanıyor olsa gerek.

     Her gün ağzımızda gezdireceğimiz bir tane karanfil, zamanla diş etlerimizi kuvvetlendirecektir. Diş eti kanamalarını en aza indirecektir. Karanfilin taze olması gerekiyor. Diş etlerinde ne kadar yakıcı olursa, tazeliğini o kadar koruduğunu anlayabiliriz.




more »

2 Eylül 2012 Pazar

Doğal Antibiyotik


     Çok kısa sürede etkisini gösteren her şeyi seviyorum. Boşuna zaman kaybetmediğini hissediyorsun. Yaptığın şeye daha fazla bağlanıyorsun. Sarımsak da etkisini hemen gösterenlerden. Soğuk algınlıklarında, nezlelerde, boğaz ağrılarında, halsizliklerde...

     Bir diş sarımsağı ortadan ikiye bölüyoruz ve suyla yutuyoruz. Tok karnına, günde iki sefer alınan bir diş sarımsak, kısa sürede hastalığımızı atlatmamıza yardımcı oluyor. Doğal antibiyotik etkisi yaparak, vücut direncini arttırıyor ve enfeksiyonlara karşı kalkan oluşturuyor.




more »

1 Eylül 2012 Cumartesi

Kefirin Faydaları


     Tarihi çok eskilere dayanıyormuş aslında, ama biz tanışalı çok fazla olmadı kefirle. Marketlerde satılanların tadı, ekşi ayrandan farklı olmadığı için pek hazzedemedim. Evde mayalanan kefire ise çok alıştım. Lezzeti de, kıvamı da farklı oluyor.

     Her mayalama sonrası da çoğalarak gidiyor; böylelikle başkaları da bizim kefir mayalarımızdan yararlanabiliyor. Saç ve cilt maskelerinde kefirden ne kadar verimli sonuç alındığını anlatmıştım. İçerek faydalanmak da en akıllıca hareketlerden biri olsa gerek.

     Benim gibi yoğurt ve sütten midesi rahatsızlananlar için harika bir kalsiyum deposu olmakla birlikte midede en ufak bir rahatsızlık yaratmıyor. Ayrıca mide ağrısı ve yanmalarına mükemmel geliyor. Müthiş bir tokluk hissi veriyor. Düzenli kullanım sonrasında sabahları çok dinç uyandığınızı ve gün içinde daha dirençli olduğunuzu gözlemleyeceksiniz.

     İbrahim Saraçoğlu önerisiyle söyleyebilirim ki, haftada bir bardak kefir, bize yeterli gelecektir.






more »

31 Ağustos 2012 Cuma

Zencefil Ve Zencefilin Faydaları


Kimi zaman sabahları yataktan kalkamayacak kadar yorgun hissediyoruz kendimizi. Hasta mıyım acaba, diye düşünüyoruz ama sanırım yaşama karşı bir isteksizliktir bunun asıl adı. Stres, koşuşturmaca, zorunluluklarımız...

     Sonunda da hastalık kaçınılmaz oluyor. Çöküp kalıyor bağışıklık sistemimiz. Hemen ilaçlara saldırıyoruz alışkanlıkların verdiği sebeplerle. Böyle durumlarda zencefili deniyoruz ilk çare olarak.

     Cam bir kabın içerisine bir miktar bal ve toz zencefili karıştırıp, ağzını kapatıyoruz. Balı daha az, zencefili ise belirgin şekilde daha fazla ekleyerek oranlıyoruz. Gün içerisinde bir tatlı kaşığı almak yeterli geliyor. Duruma göre 15-20 gün bu uygulamaya devam ediyoruz. İhtiyaç halinde tekrarlıyoruz.

     Kısa sürede vücut direncimizin arttığını ve bedenimizdeki halsizlikten kurtulduğumuzu fark edebiliyoruz.

more »

Adet Sancısı Nasıl Hafifler?


       Her kadın, mutlaka en az bir kere karşılaşır aşırı sancılı adet dönemi ile. Ama bazılarımız çok daha şanssızızdır ve bu ağrıları her ay mutlaka çekeriz. Bayılmanın eşiğindeyken de belli başlı problemler yaratacağını bilmemize rağmen, ağrı kesicilere saldırırız. Bu ağrı kesiciler, yoğun ağrılarımızı kısa bir süre içinde geçirerek ağır bir uyku hâli verir. İşte böyle dönemlerde ağrı kesici ilaçlara başvurmaktansa, ılık bir şerbet ile ağrımızı kısa sürede dindirebiliriz. Benim de sıkça başvurduğum ve çok memnun kaldığım şerbetimiz:

      Bir çay bardağı sıcak suya 2-3 yemek kaşığı şeker atıyoruz. Karıştırıyoruz ve şekerler eridikten sonra yudum yudum içiyoruz. 15 dakika sonra ağrılarımızın ciddi anlamda azaldığını görüyoruz.


more »

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Dereotundaki Kalsiyum


      Yoğurt, süt, peynir... Kalsiyum ihtiyacımızın bunlardan giderebileceği, tamamıyla benimsetilmiş bize. Bu yüzden eğer bir gün süt ve peynir türevlerinden bir tanesi geçmediyse boğazımdan, hemen tedirginlik başlar içimde. Oysa yeşil yapraklı sebzelerde de kalsiyum bulunduğunu duymak, beni çok mutlu etti.  Örneğin mis kokulu dereotu...

     Dereotundaki kalsiyum miktarı çok yüksekmiş. Zaten biz dereotunu salatalarda, yemeklerde bol bol kullanırız, ama bu bilgiyi öğrendikten sonra daha fazla yer vermeye başladık. Kahvaltımızda peynirle ya da yoğurdumuza katarak yemek gibi...




more »

26 Ağustos 2012 Pazar

Yumurta Kabuğundaki Kalsiyum

 
     Yumurtaları kullanırken kabuklarının da bir besin değeri taşıyabileceğini hiç düşünmemiştim. O kadar sert bir maddeyi midenin eritebileceğini de hiç hesaba katmamıştım. Oysa yumurta kabukları bol miktarda kalsiyum barındırıyormuş. Sanırım asıl mesele, buradaki kalsiyumdan nasıl yararlanabileceğimiz olsa gerek.

     Yumurtaları kırmadan önce kabuklarını güzelce yıkıyoruz. Bunları bir miktar olana kadar biriktiriyoruz. Sonrasında rondodan geçirerek küçültülebildiği kadar inceltiyoruz. Bu kabukları her gün bir çay kaşığı alıp, suyla yutuyoruz. Düzenli olarak bir ay uyguluyoruz.

     Buradaki en önemli nokta, yumurta kabuklarının çok iyi yıkanmasıdır. Mümkünse bir bezden ya da bulaşık süngerinin yeşil tarafından destek almak gerekiyor; çünkü kabuklarda barınan mikroplardan enfeksiyon kapılabilir.
 

more »

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Nezle ve Grip Çayı



     Bizim evde gribe yakalanan olduğu zaman ilk başvurulan yöntem, bu anlatacağım sihirli iksirdir. Tesirini ilk bardakta göstererek vücut direncimizi arttırıyor. Hem yapılışı kolay, hem de çok çabuk etki gösteriyor.
     Büyük bir bardak kaynar suya bir yemek kaşığı dolusu tarçın atıyoruz. Taze kesilmiş yarım limonun suyunu bu karışıma ilave ediyoruz. Son olarak da, bir tatlı kaşığı balı ekleyerek karıştırıyoruz. Bu çayı yudum yudum içiyoruz ve dopingimizi almış oluyoruz. Gün içerisinde 2-3 bardak içerek hastalık süresince uyguluyoruz.
     Önemli noktalardan biri, bala hiçbir halükârda metal kaşık değmeyecek olması, bir diğeri ise de, balı eklerken suyumuzun ılık olmasıdır; çünkü balımızın özelliğini bozmaktan kaçınıyoruz.


               
    

    

 




 
more »

24 Ağustos 2012 Cuma

Kirpik Diplerindeki Kepeklenme


     Kirpik diplerimize yerleşen küçük kepekler, bizi hem görsel açıdan rahatsız eder, hem de kaşıntı yapar. Oluşan bu kepekler, zamanla kirpiklerimizin dökülmesine sebep olur.

     Akşam yatmadan önce serçe parmaklarımızla hafifçe süreceğimiz zeytinyağı, kirpik diplerimizin birkaç seferde temizlenmesini sağlayacaktır.

     E vitamini açısından çok zengin olan zeytinyağı, kirpik diplerini temizlemekle kalmayacak, ayrıca kirpiklerimizi de besleyecektir.


 




    
more »

23 Ağustos 2012 Perşembe

Gözlerimize Çay Banyosu Yaptıralım

      Bir fincan çay ve yanında bir tane tarçınlı kurabiye, öğle saatlerinde vazgeçilmezlerim arasında yer alıyor. Sanırım bu ikiliye hayır diyemeyenler çoğunluktadır. Gözlerimizin de en az bizim kadar çay sevdiğini bilmiyordum.

     Bir gece önceki çay demini ılık olarak, derin ve küçük bir kabın içerisine ağzına kadar gelecek şekilde dolduruyoruz. Gözlerimizi bu çayın içerisine daldırıp, aç-kapa şeklinde tamamen ıslatıyoruz. Yaklaşık 5 dk yeterli geliyor.

      Bu iş için ayırdığımız kahve fincanı, göz banyosu için ideal oluyor.  İhtiyaç hâlinde bu kürü uygulayabilirsiniz.

     Hem kitap okuyorum, hem de bilgisayarda çok zaman geçiriyorum. İşte bu yüzden gözlerim çok yoruluyor ve sürekli arpacık çıkıyor. Gözlerim, bu banyodan çok memnun kalıyor. Hem yorgunluğunu alıyor, hem de arpacıkların çıkmasını engelliyor.

more »

14 Ağustos 2012 Salı

İstenmeyen Tüylere Çözüm



      Biz, bir gayretle köklerini kurutmaya çalıştıkça, onlar, yenilenmeye devam ederler. Ömrümüz elverdiğince istenmeyen tüylerle mücadelemiz sürer. En azından geç çıkmasını istemekle yetiniriz. İşte bu tüyleri yok etmenin sırrı limonda gizlenir.


     İstenmeyen tüyleri herhangi bir yöntemle ama kökten aldıktan sonra, taze kesilmiş limon suyunu hemen bu bölgeye sürüyoruz. Ciddi anlamda bir yanma hissiyle acı çeksek de, sonuçları için buna değiyor.

        Tüylerin bir daha çıkma süresi uzuyor. Bu uygulamayı alışkanlık hâline getirdiğimiz zaman tüylerde incelme, azalma ve uzun süreli kullanımlarda tamamen yok olma söz konusu oluyor.

     Not 1:  Epilasyonun ertesi günü kese yapıp, limon suyunu öyle sürmek çok daha etkili oluyor.

     Not 2: Eğer bu limon suyunu bebe pudrası ile karıştırarak sürersek; uyguladığımız bölgede harika bir ten beyazlığı ve bebeksi yumuşaklık elde ediyoruz.

more »

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Acısız Epilasyon


        Nedir bizim bu epilasyon yaparken çektiğimiz acılar? Hepsini toplayabilseydik, bir tepecik oluşturabilirdik belki de. Hem ciddi anlamda canımız yanıyor, hem de bir türlü kurtulamadığımız minik tüyler, can sıkıcı oluyor. En kötüsü de, hava şartları, bizi çok zorluyor. Örneğin; sıcak havalarda cilt nemlendiği için epilasyon yapmak iki katı zorlaşıyor.

     Ama bebe pudrası, bunların hepsine birden çözüm oluyor.

     Epilasyon öncesinde pudramızı güzelce sürüyoruz. Daha sonra, uyguladığımız yöntemi kullanarak, istenmeyen tüylerden kurtuluyoruz.

    Çektiğimiz acıyı ciddi anlamda azaltıyor. Özellikle de epilasyon aletine gelmeyen minik tüylerin kolaylıkla makineye tutunmasını sağlıyor. Bir de uygulama yapacağımız bölgenin nemlenmesini engelleyerek, süreci kısaltıyor ve işlemimizi inanılmaz kolaylaştırıyor.

more »

Adet Sancısına Son



     Başıydı, sonuydu derken neredeyse her ayından bir haftasını çalar ömrümüzün. Çektiğimiz ağrılar, mide bulantıları, hâlsizlik, aldığımız ağrı kesicilerin etkisiyle sürekli bir uyku hâli kalır geriye... Bu ay bittikten sonra bir dahaki ay hiç gelmeyecekmiş gibi unuturuz adet dönemlerimizi.

     Çoğumuz bilmeyiz bu güzelim çiçeğin çare olabilmek için kırlardan bizi izlediğini. Hiçbir zaman da bilemeyecektik, eğer İbrahim Saraçoğlu söylemeseydi papatyanın mucizesini.

     Kaynamakta olan bir bardak suyun içerisine bir tutam kuru papatya atıyoruz. Ağzı kapalı olarak 5 dk kısık ateşte kaynatıyoruz. Hafif ılıyınca süzüp, çayını içiyoruz.

     Her adet döneminden 3 gün önce başlayarak, bu dönem bitene kadar günde bir bardak içiyoruz. Zamanı ise sabah kahvaltısından ya da akşam yemeğinden yarım saat önce.

    Poşet çay değil de, kırdan toplanmışı çok daha etkili oluyor. Düzenli kullanımdan sonra ağrılarda ciddi anlamda azalma oluyor, mide bulantısı vs hiç kalmıyor. Bedendeki problemleri azalttığı gibi ruhsal gerginliği, huzursuzluğu da zamanla ortadan kaldırıyor.

     Ben bu kürü 6-7 ay uygulayıp bırakıyorum. İhtiyaç hissettiğimde tekrar baştan alıyorum. Adet dönemlerim ciddi anlamda rahatladı ve yaşantıma büyük bir kolaylık sağladı.

     Bu bilgiyi bize ulaştıran İbrahim Saraçoğlu'na çok şey borçluyum.

    

more »