Sağlıklı Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2015 Salı

Adet Sancısına Ne İyi Gelir?


 
Birçok kadının korkulu rüyası olan adet sancıları, birkaç şeye dikkat ettikten sonra hiç de zor değildir. Adet sancısı sizin kaderiniz değildir. Beslenme biçimi ve birkaç küçük değişiklikten sonra adet sancılarından sonsuza kadar kurtulabilirsiniz. Nasıl mı? Dr. Başak Güler’in açıklamalarını sizlerle paylaşıyoruz.

Adet sancısı

Şiddetli karın ağrısına bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk gibi şikayetler de eklenince kadınların iş ve sosyal yaşamı da olumsuz etkileniyor. Kadınların regl ağrısına mahkum olmadıklarını söyleyen Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Başak Güler ağrıyı hafifletmek için önerilerde bulunuyor.


Adet sancısına iyi gelen öneriler

Op. Dr. Başak Güler “Hangi tedavi yönteminin seçileceği konusunda mutlaka doktor tavsiyesi alınmalı. Kişiye özel planlama yapılmalı” diyor.

İyi beslenme ve bunun regl döneminde de sürdürülmesi ağrıyı azaltmada etkilidir. En az 2 ay az yağlı ve sebze ağırlıklı beslenenin, adet ağrısının azalmaya başladığı göreceksiniz.

Düzenli uyku, gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede işe yarar
Günde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketin, hiç tüketmeyenlere göre daha az adet ağrısı yaşayacaksınız.

Hafif ağrılarda karnın alt kısmına sıcak su torbası ile sıcak uygulayın, rahatlama egzersizleri de yapabilirsiniz.

Şiddetli ağrılar ancak doktorun size tavsiye edeceği ilaçlar kullanılarak hafifletilebilir.

Doğum kontrol hapları da adet ağrısını belirgin şekilde azaltır; adetlerde düzen sağlar.

Nefes ve kasları güçlendirici egzersizler ağrıları kontrol eder. Ev ortamında yapılabilecek hafif egzersizler yapılabilir.

Ağrıyan bölgenin altına ritmik masaj uygulanırsa, ağrının algılanması azaltılabilir.

Vitamin takviyeleri adet döneminizin az ağrılı geçmesini sağlayabilir.
B vitaminlerinden özellikle B1 ve B6 alanlarda Balık yağı takviyesi (omega 3) alanlarda Adetten hemen önce ve adetin ilk üç günü E vitamini kullananlarda;

Adetten beş gün önce yüksek doz D vitamini alanlarda, Magnezyum takviyesi kullananlarda adet ağrısının belirgin düzeyde azaldığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.
more »

16 Ocak 2015 Cuma

Karbonatlı Suyla Zayıflama Yöntemi ve Püf Noktaları


 
Karbonatlı su, ile zayıflanabildiğini duymuş muydunuz? Zayıflamaya yardımcı karbonatlı su, vücuttaki toksinleri atmanıza da yardımcı olur.
Karbonatlı su zayıflatır mı?

Metabolizma hızının insan sağlığı için ne kadar önemli olduğu bilinir. Kilo kontörlündeki önemi ise, yadsınamaz. Karbonatlı su içmekteki amaç vücudun asidik yapısını alkali hale getirmektir. Daha çok karbonhidrat ağırlıklı beslenen kişilerin vücudunda asit birikmesi gözlemlenir. Hem vücudu alkali hale getirecek hem de zayıflamanıza yardımcı olacaktır, karbonatlı su.
Zayıflatan kürün malzemeleri

Karbonat
Su

Karbonatlı su ile zayıflama kürü tarifi
1.5 litre suya bir çay kaşığı karbonat(sodium bicarbonate) eklenir. Sabahları aç karnına bu su tüketilir. Günün kalan kısmında ise 1.5 litre karbonatsız su içilerek kür sonlandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta yemek aralarında su içmekten kaçınılmasıdır. Yemeklerden en az yarım saat önce ve yine yemek yedikten bir saat sonra su tüketebilirsiniz.

Sabahları aç karnına karbonatlı su tüketiminden sonra en az yarım saat kahvaltı yapılmaması da önemli bir kuraldır.
Zayıflama kürü, vücuttaki şişkinliği atmanızda ve kilo vermenizde doğrudan etkilidir. Tabii bunun yanında beslenmenize de özen göstermeyi unutmamalısınız. Çünkü sadece karbonatlı su vücudunuza girerek mucizeler yaratamaz. Ancak kilo vermenizde size yardımcı olabilir. Düzenli uygulayarak zayıflama kürü sayesinde ayda 3-4 kilo rahatlıkla verebilirsiniz.
Her şeyin fazlası zararlı olduğu bir gerçek. Bu kürü bir ay uyguladıktan sonra bir süre ara vererek arzunuza göre tekrar başlayabilirsiniz. Karbonatlı su tüketmek, sindirim sisteminizi hızlandıracak ve kısa sürede kabızlık sorununuzu da çözecektir.
Karbonatlı suyu içerken yadırgayabilirsiniz. Ancak zaman içerisinde suyun tadına alışacaksınız. Bütün bunlara rağmen karbonatlı su içtiğinizde vücudunuza bir rahatsızlık hissederseniz mutlaka tüketmekten vazgeçmelisiniz. Her vücut tipi farklıdır ve gösterdiği tepki de farklı olacaktır.
more »

6 Haziran 2014 Cuma

Diş İpinin Faydaları


Üstelik yapılan bu temizliğin yeterli olmadığını, hatta diş etlerimize zarar verdiğimizi bile bile bu alışkanlığımızdan bir türlü vazgeçmeyiz.
Hâlbuki diş sağlığımız açısından diş ipi çok önemli olmasına rağmen, kendimizce çeşitli bahaneler üreterek ya hiç kullanmayız ya da çok az kullanırız.
Kaldı ki, dişleri birbirine çok yakın olanların diş ipini özellikle kullanmaları gerekmektedir; çünkü diş araları, gerek kürdanla gerekse fırçayla tam olarak temizlenememektedir. Bunun da dişlerde plak oluşumuna, bu plakların da ağız kokusuna sebebiyet verdiğini ve ayrıca çürümelere de yol açtığını bilmeyenimiz yoktur.

Diş ipi kullanın
Öyleyse ne yapıyoruz? Diş sağlığımız için fırça gibi, diş ipi kullanımını da alışkanlık hâline getirmeye özen gösteriyoruz.
Diş sıkması, diş eti rahatsızlıkları gibi durumlarda da mutlaka doktor kontrolünde olunmalıdır.

Diş ipi nasıl kullanılır?
Yaklaşık 15-20 cm uzunluğunda bir diş ipi alarak uç kısımlarını her iki elinizin orta parmağının uçlarının çevresine sarın. Her iki elinizde de baş ve işaret parmağınızı kullanarak yaklaşık 2,5 - 5 cm'lik bir kısmı tutun ve baş parmaklarınızın yardımıyla üst dişlerin arasına yerleştirin.

Diş ipinin bir kısmını (yaklaşık 2,5 - 5 cm) parmaklarınız arasında gergin bir şekilde tutarak ve işaret parmağınızı kullanarak iki alt dişin arasındaki temas yüzeylerine sokun.

Diş ipini dişler arasında zigzag şeklinde yavaşça hareket ettirin. DİŞ İPİNİ DİŞ ETLERİNİZE UYGULAMAYIN. Diş etleriniz zarar görebilir. Diş ipini tüm diş boyunca uygulayın.

Yukarı ve aşağı hareket uygulayarak diş ipini yeniden diş yüzeyine ve diş eti çizgisinin altına uygulayın.
more »

12 Mayıs 2013 Pazar

Limon Kabuğunun Faydaları

             Son günlerde, limon kabuğunun önemi sürekli vurgulanıyor. Limonla birlikte kabuklarının da tüketilmesi gerektiği, çünkü asıl vitaminlerin kabuklarında barındığı belirtiliyor. Zaten, pasta ve keklere rendeleyerek kullanım son günlerde yaygınlaştı. Bunun dışında, makarna soslarına da farklı bir lezzet katıyor. Kabuklar küçük küçük koparılarak çaya eklendiğinde, farklı bir aroma katıyor. İlk başta, lezzetini biraz yadırgayabilirsiniz, ama faydalarını okuduktan sonra daha sıcak bakmaya başlayacaksınız.                                                                                                      
Bizim evde de limon kabukları hiç atılmaz, değerlendirilir. Daha sonraki yazılarımda, hangi alanlarda kullandığımızdan da ayrıca söz edeceğim. Ama şu günlerde limon kabuklarından kür uygulamaya başladık. Hemen nasıl uygulandığını yazayım:                                                                                       
  Salatalara sıkıldıktan sonra kalan posaları küçük küçük koparıyoruz; içi su dolu sürahimizin içerisine atıyoruz; bir gece bekledikten sonra, suyumuz kullanıma hazır oluyor. Gün içerisinde sürekli rengi sararmış bu sudan tüketiyoruz. Üç-dört gün sürekli hazırlamış olduğunuz suyun tüketiminden sonra cildinizin ne kadar parlamış olduğunu göreceksiniz.                                                                                           
 Limon kabuklarında D-limonene isimli bir madde bulunmaktadır; cildi tazeleyen, parlaklık veren mucize buradan gelmektedir.    
   Biraz da faydalarından söz edelim:                                                                                                                       
 Cilt ve yumurtalık kanserlerini önlemede koruyucudur.                                                                                  
 Vücuttaki bakterileri öldürüp, kanı temizler.                                                                                                             
 Sinir sistemini düzenler.                                                                                                                                           
İçerisinde bulunan c vitamini sayesinde hastalıklara karşı korur.
more »

27 Mart 2013 Çarşamba

Saç Derisindeki Egzama


    Önce kepek zannedip, fazla önem vermezsiniz. Kepek karşıtı hiçbir şampuandan da sonuç alamazsınız. İşte o noktadan sonra saç derisinde bir problem olabileceği şüphesi kaplar içinizi. Çünkü saç derisi kabuk kabuk soyulur, kaşınır, kurur, belki deride küçük yaralar oluşmaya başlar ve saçlarınız dökülür. Omuzlara dökülen ve saçın yüzeyine çıkan iri iri soyulmuş deriler sizi korkutmaya başlar. Geçen yıllarla birlikte artan şikâyetler artık sizi bir dermatoloğa başvurmaya zorlar.

    Doktorunuz size egzama teşhisi koyarak, kortizonlu şampuanlarla evinize gönderir. Bu şampuanlarla probleminizin ortadan kalktığını, saç derinizin rahatladığını hissedersiniz. Fakat kısa bir sürenin sonunda aynı problemlerinizin tekrarladığını gözlemlersiniz ve öğrenirsiniz ki; saç derisinde baş gösteren bu sorun geçici değildir. Kortizonlu şampuanları kullandığınız müddetçe, sorunsuz gibi görünen saçlar ve kortizonun vücutta bıraktığı zararlar kalır geriye.

    Egzamalı saç derisinin kuruduğunu ve neme ihtiyacı olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Bu yüzden, kullandığınız şampuanın içerisine ekleyeceğiniz bir tatlı kaşığı sızma zeytinyağı şikâyetlerinizin büyük bir kısmını ortadan kaldıracaktır. Saçlarınız her yıkamada zeytinyağındaki E vitaminiyle besleneceği gibi, nem kazanarak, kaşıntı ve derideki soyulma şikâyetleriniz de en aza inecektir. Hem de hiçbir yan etkiye maruz kalmadan.
more »

18 Ocak 2013 Cuma

Öksürük Nasıl Geçer?



Çocukluğumda geçirdiğim zatürreden miras kaldı bana. En ufak soğuk algınlığında burnum tıkanır, kuru bir öksürük başlar. Ne antibiyotikler ne de öksürük şurupları fayda sağlar. Öksürüğe iyi geldiğini duyduğum ıhlamur, zencefil, karabiberli balları denerim büyük bir umutla. Nafile! Aralıksız sürer kuru öksürüğüm. Sık sık kriz hâlinde gelip, gözyaşlarına boğar, sabahlara kadar uyutmaz.
Hep heveslenirim bitki çayıyla, sıcak çorbayla öksürüğü kesilenlere. Bu yüzden de, yıllardır pes etmeden denerim çevremden gelen önerileri. Bu sefer öyle olmadı; gelen bir öneri, öksürüp krizlerimi azaltıp, birden de kesilmesini sağladı. İnanamadım, çok mutlu oldum. Hemen, inatçı ve kuru öksürüğü olan arkadaşlar için paylaşıyorum ayvanın mucizesini.
Ayvanın çekirdeklerini çıkarıp, bir fincan suyun içerisine atıyoruz. Birkaç saat içerisinde, karışımın jöle kıvamına geldiğini göreceğiz. Bu jöleyi sürekli hazır hâlde bulunduracağız; çünkü günde birkaç kaşık alıp, boğazımızdaki tahrişi gidereceğiz. Bunun yanında dilimlediğimiz ayvaları da, gün içerisinde tüketeceğiz. Pişmiş ayva ile de aynı sonucu alabiliriz.
more »

16 Aralık 2012 Pazar

Trabzon Hurması Tatlısı



Trabzon Hurması... İlk defa duyduğumda ilgimi çekti. Tam kızarmamış domates gibi. Sonra da ne kadar faydalı bir besin olduğunu öğrendim. İlk defa tattığımda da hiç alışık olmadığım bir lezzeti keşfettim. Şirin bir tatlı hâline getirilmiş ve minik kuplarda çok iştah açıcı görünüyor, masada harika bir görsellik yaratıyordu. İşte tüm övgülerimi hak eden bu basit ama farklı tatlı...


Trabzon hurmasını rondodan geçirip, istediğimiz bir cam kâseye boşaltıyoruz. Üzerine dondurma ve en üstüne de şam fıstığı ekleyerek süslüyoruz. Böylece turuncu, beyaz, yeşilden oluşan renk cümbüşümüz hazır.

Buradaki önemli nokta, hurmanın yeterince olgunlaşmış olması gerektiğidir. Aksi halde aynı keyfi alamıyoruz.

more »

14 Ekim 2012 Pazar

Meyveli Yoğurt


Bol kalsiyum deposu olan yoğurdun ne kadar faydalı olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Tüketimine gelinceyse, hep sonraya erteleriz. Tıpkı benim yaptığım gibi.
Yoğurdun faydalarıyla ilgili birkaç yazı okuduktan sonra, yoğurt hakkında aslında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. İnsan sağlığına katkısı olan bu besinden yeterince yararlanmak gerekir. İşte en çok aklımda kalanları:

   Sinir sistemini düzenler, saçların, dişlerin ve kemiklerin gelişiminde çok büyük katkısı vardır. Cilde harika bir parlaklık verir, diş taşı oluşumunu engeller, vücuttaki mikropları öldürür. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
   Yoğurt tükettikten sonra midemde bir rahatsızlanma söz konusu olur; hep bir erteleme mücadelesine girerim. Ama bu kadar yararlı olan gıdadan da mutlaka tüketmek gerekiyor. İşte bu yüzden yoğurda mevsim meyvelerinden ekleyerek tüketiyorum. Elma, armut, üzüm vs. Böylelikle hem yoğurdun nimetlerinden yararlanıyorum, hem de midemde herhangi bir rahatsızlık hissetmiyorum. Ev yoğurdu olmasına ve suyuyla birlikte tüketmeye özellikle dikkat ediyorum.


more »

7 Ekim 2012 Pazar

Hurmanın Yararları


Lezzetini çok sevdiğimden olsa gerek, adını duyduğumda bile yüzümde bir gülümseme oluşur. Lezzetleri sıralamaya koysak, en tepede yer alır benim için. Hurmada bulduğum tadı hiçbir şeyde bulamıyorum.

   Öğleden sonra yorgunluk, hafif açlık, bir de uyku hali çöker. Gün bitmeden enerjimiz biter. Yoğun bir çikolata isteği duyarız. İşte böyle zamanlarda hurma yetişiyor imdadımıza. Bir ya da iki tane hurma, hemen etkisini gösteriyor. Kısa sürede vücutta bir dinginlik ve enerji depolandığını görüyoruz. Tokluk hissi beliriyor ve en önemlisi şekere, hele hele de çikolataya duyulan ani istek kayboluyor.

   Özellikle biz kadınlar, sık sık kansızlık problemiyle karşılaşıyoruz. Böyle dönemlerde demir deposu bol olan hurmadan yeterince faydalanabiliriz.






more »

5 Eylül 2012 Çarşamba

Semizotundaki Omega_3


     Sadece salatalarda ve yemeğini yaparak kullandığımız semizotunun besin değerlerini öğrendikten sonra, ona daha çok yer vermeye çalışıyoruz. Öncelikle pişirerek yemek yapmaktan vazgeçtik; çünkü pişerken besin değerini de büyük oranda kaybettiğini öğrendik.

     Balıktaki omega-3'ten yararlanmak adına, çok sevmesem de tüketimine önem veriyorum. Büyük bir keyif aldığım söylenemez o günkü yemek menüsünden; bu yüzden semizotundan fazla fazla yararlanıyorum. Özellikle sabah kahvaltılarında, yemek aralarında çiğ olarak tüketmeye bayılıyorum.

     Omega-3, vücut tarafından üretilmediği için mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor. Hücrelerin sağlıklı çalışabilmesi için de vücudumuzun bu yağ asitlerine olan ihtiyacını göz ardı etmemeliyiz.

 



more »

4 Eylül 2012 Salı

Adaçayının Faydaları


      Alışkanlıklardan vazgeçmek, her zaman çok zor gelir. Kahvaltıdan başlarız çaylarımızı yudumlamaya. Akşama kadar devam eder bu alışkanlık. Akşam da başka bir çay faslı başlar. Aralara biraz da kahve keyifleri girer. Ama bitki çaylarına hiç yer veremeyiz koskoca bir gün içerisinde. Haftada birkaç fincan da adaçayına yer versek, nasıl zindelik gelecek vücudumuza. Tadının hiç de kötü olmadığını göreceğiz, eğer bir şans verirsek adaçayına.

      Sallama adaçaylarından bir tanesini daldırıyoruz, sıcak su dolu bir bardağa. 5 dk. beklettikten sonra, poşet çayımızı çıkarıp, içerisine bir çay kaşığı zencefil, bir çay kaşığı da balı ekliyoruz. İşte direncimizi arttıracak çayımız, yudumlanmaya hazır. Düzenli olarak haftada 2-3 fincan zencefilli adaçayımızdan içebilirsek, hem kendimizi daha dirençli hissedeceğiz, hem de hava değişiklikleri bizi çok fazla sarsamayacaktır.






 

more »

3 Eylül 2012 Pazartesi

Diş Eti Kanaması


     Ağız kokusuna iyi geldiğini bilerek, zaman zaman kullanırız kuru karanfili. Onun dışında da mutfaklarımızda bazı tatlılar, kurabiyeler dışında çok yer vermiyoruz; hakkında bilgiye sahip olmamamızdan kaynaklanıyor olsa gerek.

     Her gün ağzımızda gezdireceğimiz bir tane karanfil, zamanla diş etlerimizi kuvvetlendirecektir. Diş eti kanamalarını en aza indirecektir. Karanfilin taze olması gerekiyor. Diş etlerinde ne kadar yakıcı olursa, tazeliğini o kadar koruduğunu anlayabiliriz.




more »

2 Eylül 2012 Pazar

Doğal Antibiyotik


     Çok kısa sürede etkisini gösteren her şeyi seviyorum. Boşuna zaman kaybetmediğini hissediyorsun. Yaptığın şeye daha fazla bağlanıyorsun. Sarımsak da etkisini hemen gösterenlerden. Soğuk algınlıklarında, nezlelerde, boğaz ağrılarında, halsizliklerde...

     Bir diş sarımsağı ortadan ikiye bölüyoruz ve suyla yutuyoruz. Tok karnına, günde iki sefer alınan bir diş sarımsak, kısa sürede hastalığımızı atlatmamıza yardımcı oluyor. Doğal antibiyotik etkisi yaparak, vücut direncini arttırıyor ve enfeksiyonlara karşı kalkan oluşturuyor.




more »

1 Eylül 2012 Cumartesi

Kefirin Faydaları


     Tarihi çok eskilere dayanıyormuş aslında, ama biz tanışalı çok fazla olmadı kefirle. Marketlerde satılanların tadı, ekşi ayrandan farklı olmadığı için pek hazzedemedim. Evde mayalanan kefire ise çok alıştım. Lezzeti de, kıvamı da farklı oluyor.

     Her mayalama sonrası da çoğalarak gidiyor; böylelikle başkaları da bizim kefir mayalarımızdan yararlanabiliyor. Saç ve cilt maskelerinde kefirden ne kadar verimli sonuç alındığını anlatmıştım. İçerek faydalanmak da en akıllıca hareketlerden biri olsa gerek.

     Benim gibi yoğurt ve sütten midesi rahatsızlananlar için harika bir kalsiyum deposu olmakla birlikte midede en ufak bir rahatsızlık yaratmıyor. Ayrıca mide ağrısı ve yanmalarına mükemmel geliyor. Müthiş bir tokluk hissi veriyor. Düzenli kullanım sonrasında sabahları çok dinç uyandığınızı ve gün içinde daha dirençli olduğunuzu gözlemleyeceksiniz.

     İbrahim Saraçoğlu önerisiyle söyleyebilirim ki, haftada bir bardak kefir, bize yeterli gelecektir.






more »

31 Ağustos 2012 Cuma

Zencefil Ve Zencefilin Faydaları


Kimi zaman sabahları yataktan kalkamayacak kadar yorgun hissediyoruz kendimizi. Hasta mıyım acaba, diye düşünüyoruz ama sanırım yaşama karşı bir isteksizliktir bunun asıl adı. Stres, koşuşturmaca, zorunluluklarımız...

     Sonunda da hastalık kaçınılmaz oluyor. Çöküp kalıyor bağışıklık sistemimiz. Hemen ilaçlara saldırıyoruz alışkanlıkların verdiği sebeplerle. Böyle durumlarda zencefili deniyoruz ilk çare olarak.

     Cam bir kabın içerisine bir miktar bal ve toz zencefili karıştırıp, ağzını kapatıyoruz. Balı daha az, zencefili ise belirgin şekilde daha fazla ekleyerek oranlıyoruz. Gün içerisinde bir tatlı kaşığı almak yeterli geliyor. Duruma göre 15-20 gün bu uygulamaya devam ediyoruz. İhtiyaç halinde tekrarlıyoruz.

     Kısa sürede vücut direncimizin arttığını ve bedenimizdeki halsizlikten kurtulduğumuzu fark edebiliyoruz.

more »

Adet Sancısı Nasıl Hafifler?


       Her kadın, mutlaka en az bir kere karşılaşır aşırı sancılı adet dönemi ile. Ama bazılarımız çok daha şanssızızdır ve bu ağrıları her ay mutlaka çekeriz. Bayılmanın eşiğindeyken de belli başlı problemler yaratacağını bilmemize rağmen, ağrı kesicilere saldırırız. Bu ağrı kesiciler, yoğun ağrılarımızı kısa bir süre içinde geçirerek ağır bir uyku hâli verir. İşte böyle dönemlerde ağrı kesici ilaçlara başvurmaktansa, ılık bir şerbet ile ağrımızı kısa sürede dindirebiliriz. Benim de sıkça başvurduğum ve çok memnun kaldığım şerbetimiz:

      Bir çay bardağı sıcak suya 2-3 yemek kaşığı şeker atıyoruz. Karıştırıyoruz ve şekerler eridikten sonra yudum yudum içiyoruz. 15 dakika sonra ağrılarımızın ciddi anlamda azaldığını görüyoruz.


more »

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Dereotundaki Kalsiyum


      Yoğurt, süt, peynir... Kalsiyum ihtiyacımızın bunlardan giderebileceği, tamamıyla benimsetilmiş bize. Bu yüzden eğer bir gün süt ve peynir türevlerinden bir tanesi geçmediyse boğazımdan, hemen tedirginlik başlar içimde. Oysa yeşil yapraklı sebzelerde de kalsiyum bulunduğunu duymak, beni çok mutlu etti.  Örneğin mis kokulu dereotu...

     Dereotundaki kalsiyum miktarı çok yüksekmiş. Zaten biz dereotunu salatalarda, yemeklerde bol bol kullanırız, ama bu bilgiyi öğrendikten sonra daha fazla yer vermeye başladık. Kahvaltımızda peynirle ya da yoğurdumuza katarak yemek gibi...




more »

26 Ağustos 2012 Pazar

Yumurta Kabuğundaki Kalsiyum

 
     Yumurtaları kullanırken kabuklarının da bir besin değeri taşıyabileceğini hiç düşünmemiştim. O kadar sert bir maddeyi midenin eritebileceğini de hiç hesaba katmamıştım. Oysa yumurta kabukları bol miktarda kalsiyum barındırıyormuş. Sanırım asıl mesele, buradaki kalsiyumdan nasıl yararlanabileceğimiz olsa gerek.

     Yumurtaları kırmadan önce kabuklarını güzelce yıkıyoruz. Bunları bir miktar olana kadar biriktiriyoruz. Sonrasında rondodan geçirerek küçültülebildiği kadar inceltiyoruz. Bu kabukları her gün bir çay kaşığı alıp, suyla yutuyoruz. Düzenli olarak bir ay uyguluyoruz.

     Buradaki en önemli nokta, yumurta kabuklarının çok iyi yıkanmasıdır. Mümkünse bir bezden ya da bulaşık süngerinin yeşil tarafından destek almak gerekiyor; çünkü kabuklarda barınan mikroplardan enfeksiyon kapılabilir.
 

more »

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Nezle ve Grip Çayı



     Bizim evde gribe yakalanan olduğu zaman ilk başvurulan yöntem, bu anlatacağım sihirli iksirdir. Tesirini ilk bardakta göstererek vücut direncimizi arttırıyor. Hem yapılışı kolay, hem de çok çabuk etki gösteriyor.
     Büyük bir bardak kaynar suya bir yemek kaşığı dolusu tarçın atıyoruz. Taze kesilmiş yarım limonun suyunu bu karışıma ilave ediyoruz. Son olarak da, bir tatlı kaşığı balı ekleyerek karıştırıyoruz. Bu çayı yudum yudum içiyoruz ve dopingimizi almış oluyoruz. Gün içerisinde 2-3 bardak içerek hastalık süresince uyguluyoruz.
     Önemli noktalardan biri, bala hiçbir halükârda metal kaşık değmeyecek olması, bir diğeri ise de, balı eklerken suyumuzun ılık olmasıdır; çünkü balımızın özelliğini bozmaktan kaçınıyoruz.


               
    

    

 




 
more »

24 Ağustos 2012 Cuma

Kirpik Diplerindeki Kepeklenme


     Kirpik diplerimize yerleşen küçük kepekler, bizi hem görsel açıdan rahatsız eder, hem de kaşıntı yapar. Oluşan bu kepekler, zamanla kirpiklerimizin dökülmesine sebep olur.

     Akşam yatmadan önce serçe parmaklarımızla hafifçe süreceğimiz zeytinyağı, kirpik diplerimizin birkaç seferde temizlenmesini sağlayacaktır.

     E vitamini açısından çok zengin olan zeytinyağı, kirpik diplerini temizlemekle kalmayacak, ayrıca kirpiklerimizi de besleyecektir.


 




    
more »