Güzel Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2013 Pazar

Ezilenler/ Dostoyevski

     Sonunu merak etmediğim halde, yarım kalmaması için okuduğum kitapların ardından, nefes aldıran bir klasikle karşılaştım. Konu örgüsü ve kahramanların canlılığı beni içine çekti.

   Kimi öykülerde kişiler öyle bir betimlenir ki, hayatınız boyunca o kahraman, sizinle yaşamaya başlar. İlk karşılaştığınız bireyler hakkında hiç deneyiminiz olmadan da kişilik analizinizin doğru olduğunu görürsünüz. Çünkü o kişilikle romanda uzun bir yolculuk yapmışsınızdır.

    İşte Alyoşa: Temiz kalbine rağmen kişiye ve hatta kendine verdiği zararlarla, kaç yaşına gelirse gelsin olgunlaşamayan yüreği ile aldığı kararların arkasında duramaması, etrafının sözlerinden hemen etkilenmesi, daha da önemlisi, kendisindeki eksikliklerin farkındaysa da, sürekli değişim ve gelişim gösterdiği düşüncesinde olmasıyla unutamayacağım karakterlerin arasına girdi.

more »

9 Aralık 2012 Pazar

Yaşamın Ötesinde/Richard Matheson


Ölümden sonrasını düşündüğümde, zihnimde hep somut ve yavan görüntüler beliriyordu. Cehennem, sonsuz bir ateş; cennet ise yine sonsuz yeşillikler diyarı... Bunun için olsa gerek, düşüncelerimde pek yer kaplamayamazdı.

Chris Nielsen ve Annie ile cennet ve cehenneme farklı bir pencereden bakabilecek, kimi bilinmezlikleri, hayal gücü sınırlarınızı zorlayarak çözümleyebileceksiniz. Evrene dair anlayışınız da yine değişecek, biraz felsefi, biraz hayalperest, bakış açınıza sıra dışı bir yön verecektir.
more »

2 Aralık 2012 Pazar

Angela'nın Külleri/Frank McCourt


Çok beğenerek okuduğum ve uzun süre etkisinden kurtulamadığım bir otobiyografik roman. Çok şeyi anlayabildiğimizi zannedersek de, aslında yaşamadığımız hiçbir şeyi anlayamıyoruz. Sefaleti, yoksulluğu biraz olsun hissedebilmek için bu kitabı okumalıyız.
Açlığın nasıl bir duygu olduğu, ancak bu denli güzel yansıtılabilir satırlara. Gazete kâğıdına bulaşmış yiyecek artıklarının ve yağ bulaşığının aç bir insanı ne kadar cezbettiği de, kitabın bende bıraktığı derin izlerin başında geliyor.
Yaşamdaki her şey, bir çocuğun penceresinden farklı görünür. Angela'nın Külleri'ni de ayrıcalıklı kılan, Frank McCourt'in gördüklerini, sefaletin izini bir çocuğun, kendi çocukluğunun gözlerinden böylesine gerçekçi anlatmasıdır.
more »

4 Kasım 2012 Pazar

Simyacı/Paulo Coelho



     Başından sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Ne uzatılmış betimlemelere, ne de soyut kavramlara yer verilmiş. En başından itibaren hareketli başlayıp, aynı hızda da canlılığını korumuş.

    Evrenin bir dili olduğunu ve bize bazı işaretler sunduğunu anlatmış. Biraz daha anı yaşayarak, endişelerden arınarak, yüreğinin sesini dinleyerek çok şeyin cevabını bulabileceğimizden bahsetmiş. En önemlisi de bu dili, doğarken hepimizin bildiği, ancak zamanda unuttuğumuz gerçeğine yer vermiş. İşte bu romanda hepimiz içimizdeki sesi duyup, içerden gelen sesin ve evrenin dilinin manasını bulacağız.
Her şeyden öte, felsefi bir yönü olan bu kitabı ikinci kez okudum, ihtiyacım olduğunu düşündüğüm bir anda ve yeni kazançlar elde etmek için.
Biraz da kitabın kendi satırları konuşsun:
''Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, evrenin ruhunda bu istek oluşur. Bu, senin yeryüzündeki özel görevindir.''
more »

28 Ekim 2012 Pazar

Ferrari'sini Satan Bilge/Robin Sharma




Harika maddeler çıkarmış ve başucuma asmıştım. Onları paylaşmam yeterli gelecektir, kitabın değerini anlamamız için.

Bir alışkanlık, 30 günde aralıksız yapılarak kazanılır.

Alışkanlığın yerleşebilmesi için her gün aynı saatte aynı şeyi yapmamız gerekir.

Ruhsal dinginliği sağlayabilmemiz için her gün en az 15 dk. en fazla 50 dk. aynı yerde sessizliğimizi korumalıyız.

Zihninin çağırdığını yaşarsın. Bu yüzden tek bir negatif düşünceye yer vermeden her gün arzu ettiğin yaşamı hayal etmene izin ver. Zihnin gücünden şüphe ediyorsan, üst üste konulan tuğlanın el gücüyle nasıl kırıldığını düşün.

Vejetaryen türü beslenme, doğru bir beslenme biçimidir. Bir süre salata ile beslenerek kendini deneyebilirsin. Kısa sürede kendini daha dinç hissedecek, yorgunluğun minimuma inecektir.
more »

21 Ekim 2012 Pazar

Piruze/Sinan Akyüz

   Çok akıcı ve yalın bir dille anlatılmış. Bu yüzden hiç kitap okuma alışkanlığı olmayan insanlar da rahatlıkla okuyabilirler. Günün bütün stresine ve karışıklığına rağmen yorgunluk ve dikkat gerektirmeden rahatlıkla okunabiliyor.


   Piruze'nin duygularını bir erkeğin bu kadar güzel dile getirebilmiş olması, beni ayrıca mutlu etti.

   Bir kadının duygularının tüm somutluğunu, yanlış karar verilmiş evliliğin hayata etkilerini, kapı aralığından duyuluyormuş hissi veren sohbete tanık olma tadını veren bir paylaşım...
more »

20 Eylül 2012 Perşembe

Acımak/Stefan Zweig


 Yabancı klasiklerin arasında ismi pek duyulmamış olması, beni biraz üzdü; çünkü benim için klasikler arasında ilk sıraya geçti. Çok beğenerek okudum ve özenle muhafaza ediyorum.

   Uzun yıllar hafızamdan silinmeyecek kadar güçlü ve canlı bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Kahramanlar, kitap sayfalarında hapsolmamışlar, soluklarını hissedebiliyorum.

   Edith nasıl bir karakter ki, yüreğini çıkarıp eline koymuş; sakatlığı, duyguları, yaşama bakışı, acısı, vazgeçisi...

   Hofmiller, tam bir yaşanmışlığı barındırıyor; acıma, nefret, idare, vicdan, korku, şaşkınlık...

   Kekesfalva, İlona, doktor ile karısı, hatta albay... Her birine tek tek değinmek yerine, sizi onlarla tanışmaya davet ediyorum.

          
   

  




         
  






more »

Gülistan/Sadî-î Şirazî


  Bu kitapla ilgili yorum yazmıyorum. Alıntılar, yeterince konuşacaktır.

"İki şey hafifliktir: Birisi konuşulacağı ve söylenileceği vakit susmak diğeri de susmak icap ettiği zaman söz söylemek."

"Nice süratli koşan atlar, yarı yolda kaldılar. Fakat topal eşek ulaşacağı yere vardı. Yine bunun gibi nice sağlam insanlar ölüp topraklara gömüldüler, fakat yaralı ölmedi, yaşadı."

"Akıllı insan, şaka ile söylenen sözden bile ders alır ve istifade eder, bir hisse kapar. Cahile yüz kez dahiyane söz söylesen kulağına girmez, ona vız gelir, masal sanır."

"İnsan dua zamanı duasını yapmalı, kerem zamanı da eli cebina gitmeli. Aksi taktirde dua etmenin, göklere el açıp kaldırmanın, yalvarıp yakarmanın ne faydası var?"

"Çelik kollu birisiyle pençeleşen kendisinin gümüş gibi narin bileğini incitmiş olur. Zamanını bekle. Felek o zalimin elini, kolunu bağladığı gün sen de istediğin gibi onun beynini oyar, çıkarırsın."

"Edepsiz ve terbiyesiz insanlar içinde akıllı bir zatın sözüne ehemmiyet verilmezse şaşma."

"Yiyen ve yediren cömert bir insan, oruç tutup da kimseye bir şey vermeyen kuldan daha iyidir."

 

 

more »