3 Haziran 2013 Pazartesi

Liposuction Teknikleri


 Ne kadar dikkat edilirse edilsin, kışları kilo alınır, baharda da diyete başlanır ancak nafile. Spor salonlarına olan talep artar, yürüyüş parkurları dolar, kilolar da verilir. Fakat bir türlü erimeyen inatçı bölgesel yağlar, bizi hiç terk etmez.                                                                                                                 
 
Herkesin vücudunda özellikle görsel açıdan şikayetçi olduğu bölgeler vardır. Göbek, kalça ve basenlerdeki yağlanma en fazla göze batanlar arasındadır. Bölgesel yağlanmada en etkili yöntemin liposuction olduğu bilinir. Kışın biraz dikkat edip, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durup, spor yaptıktan sonra inatçı bölgeler için de liposuction imdadımıza yetişecektir.                                                                                                                                                                               
   
 Liposuction’un farklı yöntemleri ve sınıfları mevcuttur.                                                                                     
 
Ultrasonik liposuction(vaser), lazer liposuction(Smartlipo), su basınçlı(water assisted) liposuction, power assisted liposuction gibi çok çeşitli olanaklar söz konusudur. Ancak asıl önemli olan, hangi yöntemin hangi durumlarda kullanıldığı ve güvenilirlik konusudur.                                                
 
 Klasik ıslak teknik liposuction uygulamasında, uygulama yapılacak alana bölgesel yağları eritmek, damarları büzüp, morluk ve kanamayı azaltmak amacıyla bir solüsyon sürülür. Bu bölgedeki parçalanmış fazla yağ alanları künt uçlu liposuction kanülleri ile yağların çekilmesi sağlanır. Kol, karın, bacaklar, basen, ayak bilekleri, gıdık, sırt, yüz ve memeye uygulanabilir.                                                              
 
Yağlar alındıktan sonra oluşan bu yeni şekillenme, kalıcı olacaktır. Kilo alıp vermelerden sonra da mevcut yeni şekillenmede herhangi bir bozulma söz konusu değildir. Bu işlemler lokal anestezi altında uygulanır. Uygulanan bölgenin bozulma büyüklüğüne ve hassasiyetine göre üç hafta kadar korse kullanılması uygun görülecektir.                                                                                                                                                      
 
İnce kanüllerle düzgün olarak yapılan liposuction, hem kalıcı olacak hem de hastayı memnun edecektir. Sonuç olarak görsel açıdan tatminkârlık, hastaya mutlu bir bakış açısı verecektir. Aşırı miktarlarda yağ alımı söz konusu yaşanmadığından, sarkma ya da benzeri bir deformasyon olmayacaktır. Burada cildin elastikiyeti de çok önemlidir. BU u uygulamaları yaparken uzman zaten gerekli itinayı gösterecektir.                                                                                                                        
 
 
 Liposuction, bir zayıflama yöntemi değildir; bölgesel incelme, vücudu şekillendirme yöntemidir. Uygulama yapılacak kişinin tıbbi durumu, bölgenin genişliği ya da birden fazla bölgeye uygulanabilirliği, duruma göre değişecek ve sınırlanacaktır.                                                                                                                                                  
 
1977 yılından beri klasik liposuction yöntemi uygulana gelmektedir.                                                         Ultsasonik liposuction yöntemi de 2000 yılından beri uygulanmaktadır. Uygulama yapılacak bölgeye yine solisyon sürülür. Küçük bir kesi sonrasında deri altına sokulan ultrason probu ile yağların parçalanması ve hemen ardından vakumla uygulama yapılır. Vaser ismiyle tanınır. Sırt ve erkek göğsü, en çok uygulanan bölümlerdir ve bu bölgelerde avantajlıdır.                                                                                                                                                             
 
Water assisted liposuction yönteminde ise, yağı parçalama işlemi basınçlı su sayesinde yapılır. Sonrasında da yine vakum sayesinde biriken yağlar bölgeden uzaklaştırılır.                                             
 
Lazer liposuctionda ise uygulama bölgesinde deri altına, yağ içine sokulan yağı seçen dalga boyundaki lazer ile yapılır. Vakumla parçanan yağlar bölgeden uzaklaştırılır. Gıdık, kol gibi küçük alanlarda uygulama yapılır.                                                                                                                                                                     
 
Power assisted liposuctionda hava basıncı sayesinde kanal ucundaki vibrasyon liposuction işlemini kolaylaştırmaktadır. Power assisted liposuction yöntemi daha geniş bölgelerde kullanılır.  Bütün liposuction uygulamaları iki teknik üzerine kurulmuştur; klasik ıslak ve vakumlu.                                   Önemli olan; bu uygulamalar yapılırken daha az morluk, iyileşme sürecinin kısalığı, sarkmayı önlemektir. Temeli oluşturan klasik liposuction yöntemi, hep tahtını koruyacak ve bölgesel yağlanmalara çözüm olabilecektir, ama liposuction uygulama tekniklerinde kullanılan yöntemler her geçen gün daha da gelişecektir.                                                                                                                                                            
 
Bunlara ek olarak herkes fit, güzel, ince bir fiziğe sahip olmayı hayal eder. Ancak bu yöntemlerden de yararlanırken dikkat edilecek nokta; kişinin asıl siluetinin bozulmamasıdır. Bazen vücutta kalması gereken yağ dokusunun da alındığı görülebilir. Islak teknikler, cerrahın başarısı ve bilgisi, oluşabilecek yan etkilerden hastayı koruyacaktır. Bir ameliyat kadar risklidir ve hastane koşullarında yapılması özellikle tavsiye edilir.

 
more »

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Mercimek Köftesi Nasıl Yapılır?


      Hayatın her alanında olduğu gibi, yiyecek tüketiminde de farklılık arar dururuz. Düzenli bir yaşamı olmayıp, öğünlerini geçiştirmek zorunda olanlar, ev yemeklerini özler. Monoton bir hayatın içerisinde ihtiyaçlarını giderenler de bu durumdan yorulurlar.                                                                                        
      İşte, hep aynı yemekleri yapmaktan ve düzenli öğün tüketiminden sıkılanlar için farklı bir seçenek… Hem lezzetli hem besleyici…                                                                                                                
      Değişiklik arayışında olduğumuz zamanlarda annemin mutfağından çıkan, bizim de çok büyük keyif aldığımız bir lezzet: Mercimek Köftesi    
       
   Malzemeler:
  1 su bardağı kırmızı mercimek
  2.5 su bardağı imce bulgur
  1 tane kuru soğan
  Yarım çay bardağı zeytinyağı
  1 yemek kaşığı biber salçası
  1 yemek kaşığı domates salçası
  Pul biber
  Tuz
  Karabiber
  Maydanoz
  Kimyon
  3 diş sarımsak
  Limon
 
 
 Yapılışı:                                                                                                                                                                              
    
Kırmızı mercimekler, suda biraz haşlanır. Ocaktan alındıktan sonra ince bulgurlarla birleştirilir ve ağzı kapatılarak, dinlendirmeye bırakılır. Bir tavada küçük küçük doğranmış soğanlar, zeytinyağı ile pembeleşene kadar kavrulur. İçerisine biber ve domates salçaları da eklenir. Tavada hazırlanan bu karışım, bulgur ve mercimeklerle buluşturulur. Sıra geldi baharatlara: Pul biber, karabiber, tuz, kimyon eklenerek yavaş yavaş yoğrulur. Ezilmiş sarımsaklarla limon suyu eklenerek, yoğurma işlemine devam edilir. En son da, doğranmış maydanozlar ilave edilerek, çiğ köfte şeklinde sıkılıp, şekil verilir ve servis tabağına alınır. Yanında özellikle ayran, marul, kornişon turşusu, turp ile ikram edilir. Ama çay severler, içecek olarak tabii ki çayı da tercih edebilirler.
more »

12 Mayıs 2013 Pazar

Limon Kabuğunun Faydaları

             Son günlerde, limon kabuğunun önemi sürekli vurgulanıyor. Limonla birlikte kabuklarının da tüketilmesi gerektiği, çünkü asıl vitaminlerin kabuklarında barındığı belirtiliyor. Zaten, pasta ve keklere rendeleyerek kullanım son günlerde yaygınlaştı. Bunun dışında, makarna soslarına da farklı bir lezzet katıyor. Kabuklar küçük küçük koparılarak çaya eklendiğinde, farklı bir aroma katıyor. İlk başta, lezzetini biraz yadırgayabilirsiniz, ama faydalarını okuduktan sonra daha sıcak bakmaya başlayacaksınız.                                                                                                      
Bizim evde de limon kabukları hiç atılmaz, değerlendirilir. Daha sonraki yazılarımda, hangi alanlarda kullandığımızdan da ayrıca söz edeceğim. Ama şu günlerde limon kabuklarından kür uygulamaya başladık. Hemen nasıl uygulandığını yazayım:                                                                                       
  Salatalara sıkıldıktan sonra kalan posaları küçük küçük koparıyoruz; içi su dolu sürahimizin içerisine atıyoruz; bir gece bekledikten sonra, suyumuz kullanıma hazır oluyor. Gün içerisinde sürekli rengi sararmış bu sudan tüketiyoruz. Üç-dört gün sürekli hazırlamış olduğunuz suyun tüketiminden sonra cildinizin ne kadar parlamış olduğunu göreceksiniz.                                                                                           
 Limon kabuklarında D-limonene isimli bir madde bulunmaktadır; cildi tazeleyen, parlaklık veren mucize buradan gelmektedir.    
   Biraz da faydalarından söz edelim:                                                                                                                       
 Cilt ve yumurtalık kanserlerini önlemede koruyucudur.                                                                                  
 Vücuttaki bakterileri öldürüp, kanı temizler.                                                                                                             
 Sinir sistemini düzenler.                                                                                                                                           
İçerisinde bulunan c vitamini sayesinde hastalıklara karşı korur.
more »

27 Nisan 2013 Cumartesi

Vücut Tipine Göre Nasıl Giyinmelisin?


Moda; kadınlar sözlüğünün ilk satırındaki sözcük! Şıklığın, şatafatın adresi, mutluluğun gereği... Yağmurda şemsiyesiz kalmamak için mutlaka takip etmeli! Giyinmenin bir sanat olduğu, bu sanat içinse gelişmiş görsel duyulara ihtiyaç duyulduğu herkesçe malumdur. Hâl böyleyken, zaten her kadında az ya da çok bulunan bu sanatsal yeteneği geliştirmek de, yine biz kadınlara düşmektedir. Günümüzde yaygın olan moda programlarını izleyerek ya da internetten takip ederek, demode olma kâbusundan kolaylıkla kurtulabiliriz. Bu sayede moda evlerini bir ölçüde ayağımıza getirtirken, aslında kendi kendimizin de modacısı olma yolundayızdır. Yalnızca biraz gayret ve dikkat... İlk kural, her şeyden önce, bedenimizi tanımamız gerektiğidir. Gereklilikten öte, bu bir mecburiyettir. Aksi hâlde modaya uymamızın ya da kaliteli giyinmemizin, emin olun hiçbir anlamı ve önemi kalmayacaktır.          
  2013’ün modasından yararlanıp, şıkların arasına katılabilmek için birkaç tüyo alalım…      Kısa bir boyuna ve hatta büyük göğüslere sahipseniz mutlaka V yaka bluzları seçmeli ve dekolteye yer vermelisiniz.                                                                                                                                 
Geniş omuzlarınız var ise vatkalar düşmanınız, straplez kesimler tercihiniz olmalı.  Boyunuz kısa ise kısa etek ve şortlar sizi 2013 ilkbahar/yaz modasında şıklıktan uzaklaştıracağı gibi bütün zaman dilimlerinde de aynı etkiyi yaratacaktır. Uzun ceketler, büyük cepler, boyunuzdan bir parça daha çalacaktır.                                                                                             
Basenleriniz varsa tayttan kesinlikle kaçınmalısınız. Düz kesim ve dökümlü pantolonlar tercihiniz olmalıdır.                                                                                                                                 
Göbeğiniz varsa göğüs altından genişleyen formlar sizi modernliğe ulaştıracaktır.  Her ne kadar modayı takip etmek gerekiyorsa da, bu işin sırrı, beğendiğimiz bölgeleri ön plana çıkararak, hoşlanmadığımız bölgeleriyse arka plana iterek 2013 sezonunda yine şıkların arasına katılabilmektir.
more »

Moda Terimleri

      Son zamanlarda televizyonlarda moda programlarına daha fazla yer verilmesiyle sık sık duyar olduk bu terimleri; Bleyzır, kapri, kreasyon, kılaç, drape, peplum, stiletto… Birçoğunun anlamını bilmiyoruz. Moda dergilerinde, modacıların ağzında ve hatta alışveriş merkezlerinde de kullanılır olması bizi öğrenmeye teşvik ediyor. 2013 modasında da sık sık yer verilen bu terimlerin anlamlarına bir göz atalım.                               
    Blazer(Bleyzır): Tek renkli klasik ceket                                                                                                               
    Capri(Kapri): Diz altı boyunda pantolon                                                                                                                         
    Creation(Kreasyon): Tasarım                                                                                                                                 
    Clutch(Kılaç): Askısız çanta anlamında kullanılıyor.                                                                                        
    Drape: Kumaşın kat kat büzüşerek kullanılmış hali                                                                                       
    Pepmlum: Kıyafetlerin bel kısmına eklenen etek parçası şeklindeki görüntü                                    
    Stiletto: Yüksek ve ince topuklu kadın ayakkabısı                                                                                 
    Pencil: Kalem formundaki etek, elbise ve pantolonlar için kullanılıyor.                                              
 
    Tek renk minik ceketler, kalem formlu elbise, etek, pantolonlar, kısa kalem pantolonlar; askısız rengârenk çantalar; sivri burunlu, kısa topuklu ayakkabılar; yılan derisi ve zebra desenleri, geometrik desenler, çiçek desenleri, enine ve boyuna çizgiler 2013 modasının hitleri arasına girmiş durumda.                                                                                                                                                                                  
    Pudra renkleri, pembeleri, somon renkleri gibi soft renkleri sevenlerin bayramı oluyor bu sezon. Kışın kapanıklığından sıkılanlar, canlanmak isteyenler içinse turuncular, kırmızılar, sarılar, yeşiller, gözleri 2013’ün en çok tercih edilen renkleri arasına sokuyor.                                                                        
    Geçmişe dönülüp bakıldığında, en cesur moda yılı 2013 olacaktır; çünkü renkler capcanlı, kesimler asimetrik… Güzel yüzünü ortaya çıkarmak isteyen kadınlar için kısa kesimler, 2013 yılının modası saçlara damgasını vuruyor.
more »

26 Nisan 2013 Cuma

2013 Erkek Modasına Bakış


Bu sezon, erkekler için de çok renkli geçeceğe benziyor. Artık erkekler de giyimine önem veriyor ve renkli giyinmekten korkmuyor. Daha önceki yıllarda pembe rengini bir erkeğin üzerinde göremezken, şimdilerde her yaş grubunda pembeli bir erkeğe rastlayabiliyoruz.  Benim gibi hâlâ erkeklerin pembe giymesinden hoşlanmayan bir kesim var ise de, zamanla kabullenişin artacağından eminim.                                                                                                                                                                                    
2013 sezonunun erkekler için öne çıkan renklerine bakalım; Pembe, mor, sarı gibi pek alışılmamış renkler; mavi, gri gibi öteden beri alışılagelmiş renkler de var.                                                 
 Kalıplar dar, mavi gömleklerle tamamlanan pembe kravatlar, mendiller ön planda, çiçek desenleri farklı bir hava katıyor…                                                                                                                                   
Saat kordonları, çelik ya da siyah görünümün aksine plastik ve canlı renklerden oluşuyor. Takım elbiselerde iki düğmeli olanlar revaçta.                                                                                                                           
  Deri ceketler, çıt çıtlı eşofmanlar, deri bileklikler, 2013 sezonunda akılda kalanlardan olacaktır.                                                                                                                                                                                      
 Mavi rengi… Her ne kadar erkekler renklense de, mavi renginin onlarda duruşu bir başka oluyor. Mavi, dar ve kısa pantolonlar; mavi takım elbiseler, 2013 ilkbahar/yaz modasının trendi durumunda. Bu kadar keskin olarak maviyi kullanamayanlar için saat, mendil, ayakkabı gibi aksesuarlar da bu renge şans vermeleri önerilir.                                                                                                                                     
 Moda… Renkleri, modelleri önümüze seriyor ve biz hiç yorulmuyoruz. Öncelikle vücut tipini tanıyarak, teninize yakışabilecek renkleri tespit ederek yeri ve zamanı da göz önünde bulundurarak seçimlerimizi bu yönde yapmalıyız. Aksi halde şık, modern bir hava yansıtmak yerine, görüntü kirliliğine sebep olmaktan kaçınamayız.
more »

13 Nisan 2013 Cumartesi

Saç Dökülmesi ve Zeytinyağı


   Stres, adet dönemi, doğum sonrası, vitamin eksikliği, kansızlık vs. çeşitli problemler... Dökülür de dökülür, hep bir bahanesi vardır. Kimi zaman da, kan tahlillerine baktırılır, diğer testler yaptırılır, saç dökülmesine neden olacak hiç bir sebep bulunamaz.

     Sabahları yastıktan, halıların üzerinden, her yıkamada küvetten topladığınız avuç avuç saç telleri mutlaka bir sorun olabileceği ihtimalini diretir zihninizde. Saçlarınızı taramaktan korkar, tek tek omuzlarınıza düşen saç tellerinizi sayamaz olursunuz.

     Her sabah aç karnına alacağınız bir tatlı kaşığı sızma zeytinyağının etkisini bir ayın sonunda görebileceksiniz. Zeytinyağının hücre yenileyici olmasından ve E vitamini barındırmasından kaynaklanıyor olsa gerek saçta yarattığı bu mucize. Bununla da kalmayıp, cildinizdeki nemi ve tazeliği de çok rahat gözlemleyebilirsiniz.

    Düzenli bir kullanımın sonunda sizler de deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.
more »

5 Nisan 2013 Cuma

Doğum Günü Bahane, Pasta Şahane(Kivili Yaş Pasta)


  Yüreğinde umutla büyüttüğün bütün isteklerine kavuşmanı diledim kardeşim senin için.

   Güzel bir alışkanlık; sevdiklerinle pastanı kesip, en büyük emellerini bir kez de yeni yaşında evrene yollamak...

    Annem, bu sefer de renklerin dünyasından yeşili seçti. Pastanın lezzet yorumları ile finali yapmak istedik. Erkekler, kakaolu pastayı tercih edeceklerini söylediler, pastanın içerisinde bulunan ıspanaktan bihaber! :)

    Malzemeler:

    Keki İçin:

    4 yumurta

    1 su bardağı şeker

    1 su bardağı sıvıyağ

    2 su bardağı un

    250 gr ıspanak

    1 paket kabartma tozu

    Muhallebisi İçin:

    5 su bardağı süt

    1 su bardağı un

    1 su bardağı şeker

    1 paket vanilya

    Yapılışı:

    Ispanaklar ince ince doğranır, birkaç damla su ile kavrulur. Soğuduktan sonra da blenderla püre haline getirilir.

    Kek için bütün malzemeler(yumurta, şeker, sıvıyağ, un, kabartma tozu) karıştırılarak çırpılır, en son azar azar püre haline getirilmiş ıspanaklar eklenir.

    Muhallebi için de tüm malzemeler(süt, şeker, un)ocakta kısık ateşte karıştırılarak pişirilir, vanilyası ise ocağın altı kapatıldıktan sonra eklenir.

    Pişen ve soğumuş olan kek ortadan ikiye kesilir. Alt katın keki, birazcık oyularak boşaltılır ve en son pastanın üzerini süslemek için ayrılır. İçi oyulmuş olan kekin içerisine muhallebi yayılır, üzerine de ince kivi dilimleri dizilir. Kekin üst parçası da yerine koyulduktan sonra kalan muhallebi üzerine yayılır. Kekin içerisinden ayırdığımız küçük parçacıklar ile süsleme tamamlanır.
more »

27 Mart 2013 Çarşamba

Saç Derisindeki Egzama


    Önce kepek zannedip, fazla önem vermezsiniz. Kepek karşıtı hiçbir şampuandan da sonuç alamazsınız. İşte o noktadan sonra saç derisinde bir problem olabileceği şüphesi kaplar içinizi. Çünkü saç derisi kabuk kabuk soyulur, kaşınır, kurur, belki deride küçük yaralar oluşmaya başlar ve saçlarınız dökülür. Omuzlara dökülen ve saçın yüzeyine çıkan iri iri soyulmuş deriler sizi korkutmaya başlar. Geçen yıllarla birlikte artan şikâyetler artık sizi bir dermatoloğa başvurmaya zorlar.

    Doktorunuz size egzama teşhisi koyarak, kortizonlu şampuanlarla evinize gönderir. Bu şampuanlarla probleminizin ortadan kalktığını, saç derinizin rahatladığını hissedersiniz. Fakat kısa bir sürenin sonunda aynı problemlerinizin tekrarladığını gözlemlersiniz ve öğrenirsiniz ki; saç derisinde baş gösteren bu sorun geçici değildir. Kortizonlu şampuanları kullandığınız müddetçe, sorunsuz gibi görünen saçlar ve kortizonun vücutta bıraktığı zararlar kalır geriye.

    Egzamalı saç derisinin kuruduğunu ve neme ihtiyacı olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Bu yüzden, kullandığınız şampuanın içerisine ekleyeceğiniz bir tatlı kaşığı sızma zeytinyağı şikâyetlerinizin büyük bir kısmını ortadan kaldıracaktır. Saçlarınız her yıkamada zeytinyağındaki E vitaminiyle besleneceği gibi, nem kazanarak, kaşıntı ve derideki soyulma şikâyetleriniz de en aza inecektir. Hem de hiçbir yan etkiye maruz kalmadan.
more »

17 Şubat 2013 Pazar

Parabensiz Ürünler


  Kullandığımız birçok üründe paraben ve türevlerinin bulunduğunu, bu maddelerin  de kanser yaptığını öğrendim. Ürünlerin içeriğine bakıp, o küçücük yazılar arasında paraben arıyorum. Daha önce de söz ettiğim gibi, market raflarında parabensiz bir ürüne rastlamak mümkün değil idiyse de, son günlerde az da olsa parabensiz ürünlerin bulunduğunu görüyoruz. Hatta belirtme gereği duymuşlar paraben bulunmaz diye, sanki marifetmiş gibi! Bunları paylaşmaya karar verdim. Amacım daha bilinçli tüketimler yapabilmek ve zararsız ürünleri arayanlara ulaşabilmek. Kendi kullandıklarımı paylaşacağım. Sizler de bana katılarak, kullanmış olduğunuz parabensiz ürünleri yorumlarınızda yazabilirsiniz.

     Önce şampuandan başlayalım: Uzun arayışlar sonrasında, içeriğinde önlem almayı gerektirecek katkı maddelerinin olmadığını öğrenerek Otacı Şampuan’a yöneldim. Isırgan otlu olanını kullanıyorum. Bitkisel bir şampuan olduğu için öyle parfümlü kokular barındırmıyor. Gönül rahatlığı ile kullanıyorum

more »

7 Şubat 2013 Perşembe

Halıdaki Çay Lekesi Nasıl Çıkar?


   Modanın sunduğu yeniliklere aldırmaksızın, eski alışkanlıklarımızı sürdürebiliyoruz. Son yıllarda canlı renkler hâkimse de, halı ve koltuklarda krem tonlarından vazgeçemiyoruz. Özellikle salonda, koyu renk mobilyalara uygun bej tonlarındaki halı ve koltuk, her zaman tercihlerimizin başında yer alıyor. Alışveriş yaparken asil ve sade olan çekiyor bizi. Özenle seçtiğimiz mobilyalarla misafirlerimizi ağırlarken, açık renk halılarımıza dökülen bir bardak çayla içimiz cız ettiğinde başlıyor ilk pişmanlığımız.

   Bizim de özenle seçtiğimiz krem rengi yün halılarımızın atlattığı küçük kazalar sonrasında anladım püf noktaların hayatımızdaki önemini.

more »

30 Ocak 2013 Çarşamba

Pekmez Helvası


   Kimi zaman bir lezzet, bir kişiyle özdeşleşir. Birçok yerde ve zamanda aynı ikramla karşılaşsanız da, aradığınız lezzet, damakta kalmış olandır daima. Gerçekten tarifi mi farklıdır, yapan mı özeldir ya da doğru zamanda doğru ikram mıdır, bilmiyorum. Bu helva da, bana hep babaannemi anımsatır. İlk onda yedim, en çok babaannemde beğendim.

   Canım istedi babaannemin pekmez helvasını. Bu sefer aynı tarif, başka marifetli ellerden, annemden çıktı. Aynı hazzı alabilecek miyim endişesinden sonradır ki gerçekten çok beğendim.

    Besleyiciliğine hiç değinmiyorum, hafifliğini ise ancak tattıktan sonra hissedip, bana hak vereceksiniz.

more »

27 Ocak 2013 Pazar

Ezilenler/ Dostoyevski

     Sonunu merak etmediğim halde, yarım kalmaması için okuduğum kitapların ardından, nefes aldıran bir klasikle karşılaştım. Konu örgüsü ve kahramanların canlılığı beni içine çekti.

   Kimi öykülerde kişiler öyle bir betimlenir ki, hayatınız boyunca o kahraman, sizinle yaşamaya başlar. İlk karşılaştığınız bireyler hakkında hiç deneyiminiz olmadan da kişilik analizinizin doğru olduğunu görürsünüz. Çünkü o kişilikle romanda uzun bir yolculuk yapmışsınızdır.

    İşte Alyoşa: Temiz kalbine rağmen kişiye ve hatta kendine verdiği zararlarla, kaç yaşına gelirse gelsin olgunlaşamayan yüreği ile aldığı kararların arkasında duramaması, etrafının sözlerinden hemen etkilenmesi, daha da önemlisi, kendisindeki eksikliklerin farkındaysa da, sürekli değişim ve gelişim gösterdiği düşüncesinde olmasıyla unutamayacağım karakterlerin arasına girdi.

more »

18 Ocak 2013 Cuma

Öksürük Nasıl Geçer?



Çocukluğumda geçirdiğim zatürreden miras kaldı bana. En ufak soğuk algınlığında burnum tıkanır, kuru bir öksürük başlar. Ne antibiyotikler ne de öksürük şurupları fayda sağlar. Öksürüğe iyi geldiğini duyduğum ıhlamur, zencefil, karabiberli balları denerim büyük bir umutla. Nafile! Aralıksız sürer kuru öksürüğüm. Sık sık kriz hâlinde gelip, gözyaşlarına boğar, sabahlara kadar uyutmaz.
Hep heveslenirim bitki çayıyla, sıcak çorbayla öksürüğü kesilenlere. Bu yüzden de, yıllardır pes etmeden denerim çevremden gelen önerileri. Bu sefer öyle olmadı; gelen bir öneri, öksürüp krizlerimi azaltıp, birden de kesilmesini sağladı. İnanamadım, çok mutlu oldum. Hemen, inatçı ve kuru öksürüğü olan arkadaşlar için paylaşıyorum ayvanın mucizesini.
Ayvanın çekirdeklerini çıkarıp, bir fincan suyun içerisine atıyoruz. Birkaç saat içerisinde, karışımın jöle kıvamına geldiğini göreceğiz. Bu jöleyi sürekli hazır hâlde bulunduracağız; çünkü günde birkaç kaşık alıp, boğazımızdaki tahrişi gidereceğiz. Bunun yanında dilimlediğimiz ayvaları da, gün içerisinde tüketeceğiz. Pişmiş ayva ile de aynı sonucu alabiliriz.
more »

23 Aralık 2012 Pazar

Sıra Denemelerimde...

Artık denemelerimi sizlerle buradan paylaşıyorum. Yorumlarınızı da bekliyorum. Sevgiler...

http://www.meleklermekani.com/portal/yazgin-mi-algin-mi-makale,8.html


http://www.meleklermekani.com/portal/simdi-tam-zamani-makale,9.html


http://www.meleklermekani.com/portal/bir-sen-daha-makale,10.html


http://www.meleklermekani.com/portal/kucuk-kacamaklar-makale,11.html


http://www.meleklermekani.com/portal/seni-seviyorum-makale,16.html


http://www.meleklermekani.com/portal/karsi-cins-makale,36.html
more »

Kakaolu Kurabiye



   Akşamları çay keyfi yaparken, yanında harika birer atıştırmalık olacak. Üstelik çok büyük gönül rahatlığı ile tüketeceğiz; çünkü kendi mutfağımızdan ve kendi elimizden çıkacak. Son zamanlarda benim de çok tükettiğim bisküvi, çikolata ve gofrete fazlasıyla seçenek oluşturacak. Kısa sürede bizim evde vazgeçilmez hâline geldi. İçerisinde mısır nişastası bulunması, çok çıtırlı bir tat bırakıyor ağızda. Bilinen un kurabiyelerinin aksine, bisküvi havasında. En büyük özelliği de, hiç bayatlamaması ve misafire ikram için her daim beklemesi. Şimdi bu muhteşem lezzetin yapılışına göz atalım...
Malzemeler:
1 paket mısır nişastası
1 çay bardağı şeker
1.5 çay bardağı un
3 kaşık kakao
4 kaşık tereyağ
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
4 kaşık hindistan cevizi

more »

16 Aralık 2012 Pazar

Trabzon Hurması Tatlısı



Trabzon Hurması... İlk defa duyduğumda ilgimi çekti. Tam kızarmamış domates gibi. Sonra da ne kadar faydalı bir besin olduğunu öğrendim. İlk defa tattığımda da hiç alışık olmadığım bir lezzeti keşfettim. Şirin bir tatlı hâline getirilmiş ve minik kuplarda çok iştah açıcı görünüyor, masada harika bir görsellik yaratıyordu. İşte tüm övgülerimi hak eden bu basit ama farklı tatlı...


Trabzon hurmasını rondodan geçirip, istediğimiz bir cam kâseye boşaltıyoruz. Üzerine dondurma ve en üstüne de şam fıstığı ekleyerek süslüyoruz. Böylece turuncu, beyaz, yeşilden oluşan renk cümbüşümüz hazır.

Buradaki önemli nokta, hurmanın yeterince olgunlaşmış olması gerektiğidir. Aksi halde aynı keyfi alamıyoruz.

more »

9 Aralık 2012 Pazar

Yaşamın Ötesinde/Richard Matheson


Ölümden sonrasını düşündüğümde, zihnimde hep somut ve yavan görüntüler beliriyordu. Cehennem, sonsuz bir ateş; cennet ise yine sonsuz yeşillikler diyarı... Bunun için olsa gerek, düşüncelerimde pek yer kaplamayamazdı.

Chris Nielsen ve Annie ile cennet ve cehenneme farklı bir pencereden bakabilecek, kimi bilinmezlikleri, hayal gücü sınırlarınızı zorlayarak çözümleyebileceksiniz. Evrene dair anlayışınız da yine değişecek, biraz felsefi, biraz hayalperest, bakış açınıza sıra dışı bir yön verecektir.
more »

2 Aralık 2012 Pazar

Angela'nın Külleri/Frank McCourt


Çok beğenerek okuduğum ve uzun süre etkisinden kurtulamadığım bir otobiyografik roman. Çok şeyi anlayabildiğimizi zannedersek de, aslında yaşamadığımız hiçbir şeyi anlayamıyoruz. Sefaleti, yoksulluğu biraz olsun hissedebilmek için bu kitabı okumalıyız.
Açlığın nasıl bir duygu olduğu, ancak bu denli güzel yansıtılabilir satırlara. Gazete kâğıdına bulaşmış yiyecek artıklarının ve yağ bulaşığının aç bir insanı ne kadar cezbettiği de, kitabın bende bıraktığı derin izlerin başında geliyor.
Yaşamdaki her şey, bir çocuğun penceresinden farklı görünür. Angela'nın Külleri'ni de ayrıcalıklı kılan, Frank McCourt'in gördüklerini, sefaletin izini bir çocuğun, kendi çocukluğunun gözlerinden böylesine gerçekçi anlatmasıdır.
more »