17 Şubat 2013 Pazar

Parabensiz Ürünler


  Kullandığımız birçok üründe paraben ve türevlerinin bulunduğunu, bu maddelerin  de kanser yaptığını öğrendim. Ürünlerin içeriğine bakıp, o küçücük yazılar arasında paraben arıyorum. Daha önce de söz ettiğim gibi, market raflarında parabensiz bir ürüne rastlamak mümkün değil idiyse de, son günlerde az da olsa parabensiz ürünlerin bulunduğunu görüyoruz. Hatta belirtme gereği duymuşlar paraben bulunmaz diye, sanki marifetmiş gibi! Bunları paylaşmaya karar verdim. Amacım daha bilinçli tüketimler yapabilmek ve zararsız ürünleri arayanlara ulaşabilmek. Kendi kullandıklarımı paylaşacağım. Sizler de bana katılarak, kullanmış olduğunuz parabensiz ürünleri yorumlarınızda yazabilirsiniz.

     Önce şampuandan başlayalım: Uzun arayışlar sonrasında, içeriğinde önlem almayı gerektirecek katkı maddelerinin olmadığını öğrenerek Otacı Şampuan’a yöneldim. Isırgan otlu olanını kullanıyorum. Bitkisel bir şampuan olduğu için öyle parfümlü kokular barındırmıyor. Gönül rahatlığı ile kullanıyorum

more »

7 Şubat 2013 Perşembe

Halıdaki Çay Lekesi Nasıl Çıkar?


   Modanın sunduğu yeniliklere aldırmaksızın, eski alışkanlıklarımızı sürdürebiliyoruz. Son yıllarda canlı renkler hâkimse de, halı ve koltuklarda krem tonlarından vazgeçemiyoruz. Özellikle salonda, koyu renk mobilyalara uygun bej tonlarındaki halı ve koltuk, her zaman tercihlerimizin başında yer alıyor. Alışveriş yaparken asil ve sade olan çekiyor bizi. Özenle seçtiğimiz mobilyalarla misafirlerimizi ağırlarken, açık renk halılarımıza dökülen bir bardak çayla içimiz cız ettiğinde başlıyor ilk pişmanlığımız.

   Bizim de özenle seçtiğimiz krem rengi yün halılarımızın atlattığı küçük kazalar sonrasında anladım püf noktaların hayatımızdaki önemini.

more »

30 Ocak 2013 Çarşamba

Pekmez Helvası


   Kimi zaman bir lezzet, bir kişiyle özdeşleşir. Birçok yerde ve zamanda aynı ikramla karşılaşsanız da, aradığınız lezzet, damakta kalmış olandır daima. Gerçekten tarifi mi farklıdır, yapan mı özeldir ya da doğru zamanda doğru ikram mıdır, bilmiyorum. Bu helva da, bana hep babaannemi anımsatır. İlk onda yedim, en çok babaannemde beğendim.

   Canım istedi babaannemin pekmez helvasını. Bu sefer aynı tarif, başka marifetli ellerden, annemden çıktı. Aynı hazzı alabilecek miyim endişesinden sonradır ki gerçekten çok beğendim.

    Besleyiciliğine hiç değinmiyorum, hafifliğini ise ancak tattıktan sonra hissedip, bana hak vereceksiniz.

more »

27 Ocak 2013 Pazar

Ezilenler/ Dostoyevski

     Sonunu merak etmediğim halde, yarım kalmaması için okuduğum kitapların ardından, nefes aldıran bir klasikle karşılaştım. Konu örgüsü ve kahramanların canlılığı beni içine çekti.

   Kimi öykülerde kişiler öyle bir betimlenir ki, hayatınız boyunca o kahraman, sizinle yaşamaya başlar. İlk karşılaştığınız bireyler hakkında hiç deneyiminiz olmadan da kişilik analizinizin doğru olduğunu görürsünüz. Çünkü o kişilikle romanda uzun bir yolculuk yapmışsınızdır.

    İşte Alyoşa: Temiz kalbine rağmen kişiye ve hatta kendine verdiği zararlarla, kaç yaşına gelirse gelsin olgunlaşamayan yüreği ile aldığı kararların arkasında duramaması, etrafının sözlerinden hemen etkilenmesi, daha da önemlisi, kendisindeki eksikliklerin farkındaysa da, sürekli değişim ve gelişim gösterdiği düşüncesinde olmasıyla unutamayacağım karakterlerin arasına girdi.

more »

18 Ocak 2013 Cuma

Öksürük Nasıl Geçer?



Çocukluğumda geçirdiğim zatürreden miras kaldı bana. En ufak soğuk algınlığında burnum tıkanır, kuru bir öksürük başlar. Ne antibiyotikler ne de öksürük şurupları fayda sağlar. Öksürüğe iyi geldiğini duyduğum ıhlamur, zencefil, karabiberli balları denerim büyük bir umutla. Nafile! Aralıksız sürer kuru öksürüğüm. Sık sık kriz hâlinde gelip, gözyaşlarına boğar, sabahlara kadar uyutmaz.
Hep heveslenirim bitki çayıyla, sıcak çorbayla öksürüğü kesilenlere. Bu yüzden de, yıllardır pes etmeden denerim çevremden gelen önerileri. Bu sefer öyle olmadı; gelen bir öneri, öksürüp krizlerimi azaltıp, birden de kesilmesini sağladı. İnanamadım, çok mutlu oldum. Hemen, inatçı ve kuru öksürüğü olan arkadaşlar için paylaşıyorum ayvanın mucizesini.
Ayvanın çekirdeklerini çıkarıp, bir fincan suyun içerisine atıyoruz. Birkaç saat içerisinde, karışımın jöle kıvamına geldiğini göreceğiz. Bu jöleyi sürekli hazır hâlde bulunduracağız; çünkü günde birkaç kaşık alıp, boğazımızdaki tahrişi gidereceğiz. Bunun yanında dilimlediğimiz ayvaları da, gün içerisinde tüketeceğiz. Pişmiş ayva ile de aynı sonucu alabiliriz.
more »

23 Aralık 2012 Pazar

Sıra Denemelerimde...

Artık denemelerimi sizlerle buradan paylaşıyorum. Yorumlarınızı da bekliyorum. Sevgiler...

http://www.meleklermekani.com/portal/yazgin-mi-algin-mi-makale,8.html


http://www.meleklermekani.com/portal/simdi-tam-zamani-makale,9.html


http://www.meleklermekani.com/portal/bir-sen-daha-makale,10.html


http://www.meleklermekani.com/portal/kucuk-kacamaklar-makale,11.html


http://www.meleklermekani.com/portal/seni-seviyorum-makale,16.html


http://www.meleklermekani.com/portal/karsi-cins-makale,36.html
more »

Kakaolu Kurabiye



   Akşamları çay keyfi yaparken, yanında harika birer atıştırmalık olacak. Üstelik çok büyük gönül rahatlığı ile tüketeceğiz; çünkü kendi mutfağımızdan ve kendi elimizden çıkacak. Son zamanlarda benim de çok tükettiğim bisküvi, çikolata ve gofrete fazlasıyla seçenek oluşturacak. Kısa sürede bizim evde vazgeçilmez hâline geldi. İçerisinde mısır nişastası bulunması, çok çıtırlı bir tat bırakıyor ağızda. Bilinen un kurabiyelerinin aksine, bisküvi havasında. En büyük özelliği de, hiç bayatlamaması ve misafire ikram için her daim beklemesi. Şimdi bu muhteşem lezzetin yapılışına göz atalım...
Malzemeler:
1 paket mısır nişastası
1 çay bardağı şeker
1.5 çay bardağı un
3 kaşık kakao
4 kaşık tereyağ
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
4 kaşık hindistan cevizi

more »

16 Aralık 2012 Pazar

Trabzon Hurması Tatlısı



Trabzon Hurması... İlk defa duyduğumda ilgimi çekti. Tam kızarmamış domates gibi. Sonra da ne kadar faydalı bir besin olduğunu öğrendim. İlk defa tattığımda da hiç alışık olmadığım bir lezzeti keşfettim. Şirin bir tatlı hâline getirilmiş ve minik kuplarda çok iştah açıcı görünüyor, masada harika bir görsellik yaratıyordu. İşte tüm övgülerimi hak eden bu basit ama farklı tatlı...


Trabzon hurmasını rondodan geçirip, istediğimiz bir cam kâseye boşaltıyoruz. Üzerine dondurma ve en üstüne de şam fıstığı ekleyerek süslüyoruz. Böylece turuncu, beyaz, yeşilden oluşan renk cümbüşümüz hazır.

Buradaki önemli nokta, hurmanın yeterince olgunlaşmış olması gerektiğidir. Aksi halde aynı keyfi alamıyoruz.

more »

9 Aralık 2012 Pazar

Yaşamın Ötesinde/Richard Matheson


Ölümden sonrasını düşündüğümde, zihnimde hep somut ve yavan görüntüler beliriyordu. Cehennem, sonsuz bir ateş; cennet ise yine sonsuz yeşillikler diyarı... Bunun için olsa gerek, düşüncelerimde pek yer kaplamayamazdı.

Chris Nielsen ve Annie ile cennet ve cehenneme farklı bir pencereden bakabilecek, kimi bilinmezlikleri, hayal gücü sınırlarınızı zorlayarak çözümleyebileceksiniz. Evrene dair anlayışınız da yine değişecek, biraz felsefi, biraz hayalperest, bakış açınıza sıra dışı bir yön verecektir.
more »

2 Aralık 2012 Pazar

Angela'nın Külleri/Frank McCourt


Çok beğenerek okuduğum ve uzun süre etkisinden kurtulamadığım bir otobiyografik roman. Çok şeyi anlayabildiğimizi zannedersek de, aslında yaşamadığımız hiçbir şeyi anlayamıyoruz. Sefaleti, yoksulluğu biraz olsun hissedebilmek için bu kitabı okumalıyız.
Açlığın nasıl bir duygu olduğu, ancak bu denli güzel yansıtılabilir satırlara. Gazete kâğıdına bulaşmış yiyecek artıklarının ve yağ bulaşığının aç bir insanı ne kadar cezbettiği de, kitabın bende bıraktığı derin izlerin başında geliyor.
Yaşamdaki her şey, bir çocuğun penceresinden farklı görünür. Angela'nın Külleri'ni de ayrıcalıklı kılan, Frank McCourt'in gördüklerini, sefaletin izini bir çocuğun, kendi çocukluğunun gözlerinden böylesine gerçekçi anlatmasıdır.
more »

18 Kasım 2012 Pazar

Tırnak Bakımı


Zararlarını bilsek bile makyaj malzemelerinin cazibesinden alamıyoruz kendimizi. Özellikle beni en çok çeken oje, direkt ilgi alanıma giriyor. Gülkurusu, sedefli beyazlar, hiç vazgeçemediğim renkler arasında. Bunun yanında havasız kalan tırnaklarım ve asetonun verdiği zararlar içimi sızlatsa da, yine de vazgeçemiyorum bu sevimli renkli şeylerden.

Ojeden vazgeçemem diyor, ama tırnaklarımı desteklemek, bakımını yapmak adına yapabileceklerimizi merak ediyorsanız işte:

Asetonla ojelerimizi temizledikten sonra, mutlaka ellerimizi bol suyla yıkayarak mümkünse sabunla, tırnaklara masaj yaparak asetonun kalıntılarından kurtulmaya çalışmalıyız.

Sonrasında salatalarda kullandığımız limonun posasının üzerine biraz tuz dökerek, bu tuzlu limonla tırnaklarımızı ovalamalıyız. Biraz bekletip, öyle yıkayabiliriz.

more »

11 Kasım 2012 Pazar

Doğal Peeling



Güneşli havalar, bizi bir süreliğine terk etti. Ama bu bulutlu günleri de en güzel şekilde değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. Kış günleri ile birlikte peeling için en uygun tarihler içerisine de girmiş bulunuyoruz. Peeling işlemi, cildimi çizme endişesi yüzünden beni hep korkutmuştur ve uzak durmuşumdur. Ama iyi ki denemişim; sonuçtan çok memnun kaldım, sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Eşit miktarlarda mısır unu ile kili karıştırıyoruz. Biraz el kremi, biraz da su ekleyerek krem kıvamına getiriyoruz. Bunu istediğimiz bölgeye sürüp, biraz kuruduktan sonra hafifçe ovarak çıkarıyoruz.

Ellerde ve yüzde harika sonuç veriyor. Hiçbir kremin veremediği yumuşaklığa sahip olduğumuz gibi, ölü derilerden de tamamen arınmış oluyoruz.

Ben ilk defa denedim; harika sonuç verdi. Cildim yumuşacık ve kadife gibi oldu. En önemlisi, aynaya her baktığımda cildimin yenilendiğini ve tazelendiğini görüyorum.
more »

4 Kasım 2012 Pazar

Simyacı/Paulo Coelho



     Başından sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Ne uzatılmış betimlemelere, ne de soyut kavramlara yer verilmiş. En başından itibaren hareketli başlayıp, aynı hızda da canlılığını korumuş.

    Evrenin bir dili olduğunu ve bize bazı işaretler sunduğunu anlatmış. Biraz daha anı yaşayarak, endişelerden arınarak, yüreğinin sesini dinleyerek çok şeyin cevabını bulabileceğimizden bahsetmiş. En önemlisi de bu dili, doğarken hepimizin bildiği, ancak zamanda unuttuğumuz gerçeğine yer vermiş. İşte bu romanda hepimiz içimizdeki sesi duyup, içerden gelen sesin ve evrenin dilinin manasını bulacağız.
Her şeyden öte, felsefi bir yönü olan bu kitabı ikinci kez okudum, ihtiyacım olduğunu düşündüğüm bir anda ve yeni kazançlar elde etmek için.
Biraz da kitabın kendi satırları konuşsun:
''Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, evrenin ruhunda bu istek oluşur. Bu, senin yeryüzündeki özel görevindir.''
more »

28 Ekim 2012 Pazar

Ferrari'sini Satan Bilge/Robin Sharma




Harika maddeler çıkarmış ve başucuma asmıştım. Onları paylaşmam yeterli gelecektir, kitabın değerini anlamamız için.

Bir alışkanlık, 30 günde aralıksız yapılarak kazanılır.

Alışkanlığın yerleşebilmesi için her gün aynı saatte aynı şeyi yapmamız gerekir.

Ruhsal dinginliği sağlayabilmemiz için her gün en az 15 dk. en fazla 50 dk. aynı yerde sessizliğimizi korumalıyız.

Zihninin çağırdığını yaşarsın. Bu yüzden tek bir negatif düşünceye yer vermeden her gün arzu ettiğin yaşamı hayal etmene izin ver. Zihnin gücünden şüphe ediyorsan, üst üste konulan tuğlanın el gücüyle nasıl kırıldığını düşün.

Vejetaryen türü beslenme, doğru bir beslenme biçimidir. Bir süre salata ile beslenerek kendini deneyebilirsin. Kısa sürede kendini daha dinç hissedecek, yorgunluğun minimuma inecektir.
more »

25 Ekim 2012 Perşembe

Dünden Bugüne

 
     Hem güncel kitaplardan, hem de klasiklerden okumaya devam ediyorum. Ayrıca daha önceden okumuş olduğum ve çok beğendiğim bazı kitapları yeniden okuyorum; hatırlayıp ona göre yorumlarımı yazabilmek için.

    Kimi kitaplar, güzelliğinden ve öğreticiliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Dün neyse, bugün de o oluyor. Ama kimi kitaplar var ki, ilk okuduğunda çok şey bulduğun kitap, tekrarında hiçbir şey vermiyor. Neyini beğenmiş olduğuna kendin bile şaşırıyorsun. Değişen ben miyim, yoksa kitaplar mı? Bu değişim, gelişim yolunda atılmış bir adım mı, yoksa insanın yüreğindeki tatminsizlik burada da mı kendini gösteriyor, henüz karar veremedim.

    Bildiğim bir şey var ki, ne zaman o satırlara ihtiyacın olursa, işte o zaman o kitap gelip seni buluyor. O en çok ihtiyacının olduğu zaman diliminde senin için çok şey ifade edip satırlardan çıkıyor, yüreğine yerleşiyor. Doğru zaman, doğru satırlar ve doğru kişi üçlemesi birbirini tamamladığı zaman oradan çıkacak enerjiden haz almamak mümkün değil.

 





more »

21 Ekim 2012 Pazar

Piruze/Sinan Akyüz

   Çok akıcı ve yalın bir dille anlatılmış. Bu yüzden hiç kitap okuma alışkanlığı olmayan insanlar da rahatlıkla okuyabilirler. Günün bütün stresine ve karışıklığına rağmen yorgunluk ve dikkat gerektirmeden rahatlıkla okunabiliyor.


   Piruze'nin duygularını bir erkeğin bu kadar güzel dile getirebilmiş olması, beni ayrıca mutlu etti.

   Bir kadının duygularının tüm somutluğunu, yanlış karar verilmiş evliliğin hayata etkilerini, kapı aralığından duyuluyormuş hissi veren sohbete tanık olma tadını veren bir paylaşım...
more »

14 Ekim 2012 Pazar

Meyveli Yoğurt


Bol kalsiyum deposu olan yoğurdun ne kadar faydalı olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Tüketimine gelinceyse, hep sonraya erteleriz. Tıpkı benim yaptığım gibi.
Yoğurdun faydalarıyla ilgili birkaç yazı okuduktan sonra, yoğurt hakkında aslında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. İnsan sağlığına katkısı olan bu besinden yeterince yararlanmak gerekir. İşte en çok aklımda kalanları:

   Sinir sistemini düzenler, saçların, dişlerin ve kemiklerin gelişiminde çok büyük katkısı vardır. Cilde harika bir parlaklık verir, diş taşı oluşumunu engeller, vücuttaki mikropları öldürür. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
   Yoğurt tükettikten sonra midemde bir rahatsızlanma söz konusu olur; hep bir erteleme mücadelesine girerim. Ama bu kadar yararlı olan gıdadan da mutlaka tüketmek gerekiyor. İşte bu yüzden yoğurda mevsim meyvelerinden ekleyerek tüketiyorum. Elma, armut, üzüm vs. Böylelikle hem yoğurdun nimetlerinden yararlanıyorum, hem de midemde herhangi bir rahatsızlık hissetmiyorum. Ev yoğurdu olmasına ve suyuyla birlikte tüketmeye özellikle dikkat ediyorum.


more »

7 Ekim 2012 Pazar

Merhaba


    Kimi zaman okuduklarım, öğrendiklerim, içimde bir çığlık atar ve dışarı çıkmak ister. Çareyi yazmakta bulurum böyle zamanlarda.

    Denenmiş olan ve onay alan her şeyi çok seviyorum. Direkt bir güvenle yola çıkıyorum. İşte bu yüzden ben de, sizlerle bir paylaşım içerisine girmeye karar verdim.

   Annemden çok sevdiğim lezzetleri, en çok beğendiğim ve altlarını çizdiğim kitapları, kendimde ve çevremde denediğim güzellik, bakım tariflerini, sağlıkla ilgili deneyimlediğim pratik bilgileri paylaşacağım. Ayrıca bilgiyi öğrendiğim kaynağı biliyorsam, mutlaka belirtmeye özen gösteriyorum.

    Umarım ki paylaşımlarım faydalı olur. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizlerin de olumlu yorumlarınızı bekliyorum.




more »

Hurmanın Yararları


Lezzetini çok sevdiğimden olsa gerek, adını duyduğumda bile yüzümde bir gülümseme oluşur. Lezzetleri sıralamaya koysak, en tepede yer alır benim için. Hurmada bulduğum tadı hiçbir şeyde bulamıyorum.

   Öğleden sonra yorgunluk, hafif açlık, bir de uyku hali çöker. Gün bitmeden enerjimiz biter. Yoğun bir çikolata isteği duyarız. İşte böyle zamanlarda hurma yetişiyor imdadımıza. Bir ya da iki tane hurma, hemen etkisini gösteriyor. Kısa sürede vücutta bir dinginlik ve enerji depolandığını görüyoruz. Tokluk hissi beliriyor ve en önemlisi şekere, hele hele de çikolataya duyulan ani istek kayboluyor.

   Özellikle biz kadınlar, sık sık kansızlık problemiyle karşılaşıyoruz. Böyle dönemlerde demir deposu bol olan hurmadan yeterince faydalanabiliriz.






more »

4 Ekim 2012 Perşembe

Ev Pizzası


Malzemeler:
Yarım fincan şeker     
Yarım çay bardağı sıvı yağ  
 Yarım paket yaş maya                                          
 1 çay kaşığı tuz
 Aldığı kadar un
 Kaşar Peynir
  Su       
 
 Sosu İçin:
 2 tane domates
 2 diş sarımsak
 1 çay kaşığı tuz
 1 çay kaşığı karabiber
 1 çay kaşığı kimyon
 1 tatlı kaşığı kekik         

Yapılışı: Un havuz şekline getirilip, maya, tuz şeker ve yağ da eklenerek yoğrulur. Gerektiği kadar ılık su ilave edilerek, hamur yoğurma işlemi bitince dinlendirmeye bırakılır.
Yağlanmış tepsiye hamur inceltilerek serilir. Rendelenmiş domateslerin içerisine baharatlar ve sarımsak da eklenerek, hazırlanan sos hamurun üzerine sürülür.     
Sucuk, salam, sosis, pastırma, mantar, zeytin gibi, elimizdeki malzemeleri üzerine yerleştiriyoruz. En son da kaşar peyniri rendesi, domates ve yeşil biberle süslüyoruz.   
Lezzetine doyamayacağımız ev yapımı pizzamız, fırına gitmeye hazır bulunuyor.                                                                                              

 
 
                                                                                              
 
 
                            
 
  






                                                                                 
more »